301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
02 Temmuz 2021 - Cuma 11:12
 
25 soruda Sivas Katliamı ve yargı skandalları: UnutMADIMAKlımda…
Sivas Katliamı davası, Türkiyeʹnin cezasızlık politikasının tarihi gibidir.
YAŞAM Haberi
25 soruda Sivas Katliamı ve yargı skandalları: UnutMADIMAKlımda…

Yaklaşık 15 bin kişinin katıldığı, bir otelin sloganlarla yakılarak, içindekilerin ölmelerinin alkışlarla izlendiği 2 Temmuz 1993ʹten bu yana 28 yıl geçti.

Madımakʹın ateşe verildiği o gün, otelin çevresini saran, ölümleri alkışlayan, içeridekilerin dışarıya çıkmasına engel olanlardan sadece 124ʹü hakkında dava açıldı.

Türkiye, tam 28 yıldır, bu 124 kişi hakkındaki davanın skandallarla dolu tarihini izliyor.

15 bin kişiden sadece 190ʹı için gözaltı işlemi yapılmasından, bunlardan da sadece 124ʹü hakkında dava açılmasından bu yana, iktidarlar, sürekli gerçek faillerden, provokatörlerden, masumların boşu boşuna cezalandırıldığından söz ediyor ancak ne yargılanabilenlerle ilgili skandallar bitiyor ne de gerçek fail diye işaret edilen isimler yakalanıyor.

Bugüne kadar ˮinsanlık suçuˮ kabul edilmemesinden dolayı, yargılaması ve aranması devam eden isimlerle ilgili zamanaşımı riski sürüyor.

Bazı firari isimler açısından ise artık cezalandırılma riski ortadan kalkmış durumda.

Henüz sayısını davanın avukatlarının bile, bir türlü bilgi verilmediği için, bilemediği sayıda firari sanık, kendileri açısından zamanaşımı süresi dolduğu için, mahkemelerden haklarındaki davanın düştüğüne yönelik karar aldırabildi.

Devam eden iki ayrı yargı süreci var. 

Anayasa Mahkemesiʹne yaşam hakkı ihlali nedeniyle açılan dava ve üç firari sanıkla ilgili devam eden, zamanaşımı riski bulunan ceza davası.

Kırmızı bültenle yıllardır aranan 12 isim ise neredeyse adresleri bile bilinmesine rağmen bir türlü yakalanamıyor.

2 Temmuz 1993Erdal Ayrancı, barikatın başında bekliyordu.

Sivasʹta 2 Temmuzʹdan günler önce dağıtılmaya başlanan bildirinin o günü işaret ettiğini bilmiyordu.Bir kentte, belediyenin açtığı çukurun kapatılmasına gücü yetemeyen yerel gazetelerin haberleri kimilerine göre nasıl olduysa Sivas genelinde yankı bulup ˮsaf halkıˮ tahrik etmişti.

Nedense 300-500 satan gazetelerin haberleriyle halk hemen tahrik olmuş kalabalık, tahrik olanların öldürmeye hakkı olduğuna da inanmıştı. Zaten, ˮbaşlarındakilerˮ arkalarında kimlerin olduğunu da başlarına bir şey gelmeyeceğini de biliyorlardı.Önce Kültür Merkeziʹne saldırdılar, hemen sonra Madımakʹa.Belediyenin ne hikmetse kaldırım çalışması yapmak üzere otelin yanına istiflediği taşların atılmaya başladığı anda, gencecik yaşında 12 Eylül zindanlarında şiddetin her türünü yaşamış Erdal Ayrancı, plan yapıyordu. Barikat kurmaya başladı. Barikat dedikleri üst kattan indirilen masa, yanına konulan pirinç sigara küllükleri…

Kimsenin aklına ˮyanmakˮ gelmiyordu.

Merdiven başlarına aralıklarla gençler yerleşiyordu. En önde Erdal Ayrancı duruyordu. Plan basitti, biri yıkılırsa diğeri, merdivenlerden çıkılmasını engelleyecekti.

O sırada valilikte, üzerlerine en ufak olayda en küçük kalabalığın üzerine sürülen panzerlerden birkaçı sürülse dağılacak kalabalığa karşı ne yapılacağı planlanıyordu. 

Odada vali, tugay komutanı, emniyet müdürü, belediye başkanı…

Vali, rahattı.ˮTamamen güvenliğimizi aldık, Tokatʹtan Kayseriʹden güçler geliyor.ˮOteldekiler, dışarıda olmadıkları için başta şanslı hissediyordu.

Dışarıda bu kalabalığa yakalanmak ölüm demekti.

Satranç oynanıyor, mızıkalar çalınıyor, karikatürler çiziliyor, sohbetler ediliyordu. Dışarıdan ˮYardıma gelelim mi?ˮ diye arayanlara, ˮSakın gelmeyinˮ diye tembih ediliyordu. Dışarıdakiler için endişe vardı, içeridekiler, bir otelde ve korunaklıydı. Öyle sanıyorlardı. Taşlar atılmaya başladığında, telefonlar da çalıyordu ardı ardına. Kimisi arayan gazetelere demeç veriyor, kimisi hükümetten bir bakanla konuşuyor, kimi tanıdığı etkili bir isme ulaşıyordu.

Herkesin ulaşabildiği, el uzatsa içeridekileri çekebileceği bir karanlıktı Madımak.

Dumanlar otelin içini kapladığında, kaçabilenlerin büyük bölümü dört katlı otelin, üst katlarındaki merdiven boşluğundan karşı binaya geçerek kurtulabildi. Herkesin nerede duracağını bile planlayan Erdal Ayrancı, dumanın içinde yaşamını kaybetti. 

Muhlis Akarsu, Nesimi Çimen, Behçet Aysan, Metin Altıok, Hasret Gültekin, Asım Bezirci...

Daha 12 yaşındaki Koray, 16 yaşındaki ablası Menekşe Kaya ve diğerleri.

3 solcudan dev örgüt çıkartan devlet, Sivasʹtan çıkartamadı bir örgütlü hareket.

Devlete göre yaşananların bütün sebebi tahrikti.Madımak, kebapçı yapıldı. Uzun yıllar sonra bir zahmet içine konulan anıta, katliamda yananlarla birlikte yakmak isterken kurşunla öldürülen iki kişinin de adı yazıldı.

Cezaevindeki sözde mağdurlardan birinin yazdığı kompozisyona ˮinsan haklarıˮ ödülü verilip, ortaya çıkınca geri alındı.

Yıllarca kırmızı bültenle arananlar, Sivasʹta yaşamını tamamladı.

Kimi devlete başvurup düğün yaptı, kimi ehliyet sınavını kazandı. 26 yıl önce bugün yaşanan katliamla ilgili geçen sürede yaşananlar, yaşananların hiçbirinin ˮbeklenmedikˮ olmadığını da kanıtladı.

1. Sivas Katliamı, nasıl gerçekleşti?

2 Temmuz 1993ʹte Pir Sultan Abdal Kültür Şenlikleriʹne katılmak için Sivasʹa giden onlarca kişi, arkadaşlarının, kardeşlerinin, anne ve babalarının Madımak Oteliʹnde ölümlerine tanıklık ettiler. 

Salman Ruşdiʹnin büyük tartışma yaratan ve Türkiyeʹde basılması yasaklanan ˮŞeytan Ayetleriˮ kitabını Aziz Nesin, 26 Mayıs 1993 günü Aydınlık Gazetesiʹnde yayımlamaya başladı.

1 Temmuzʹda Sivasʹta başlayacak 4. Pir Sultan Abdal Kültür Şenlikleri öncesinde kentte Nesinʹi hedef alan bildiriler dağıtılmaya başlandı. Nesin, şenliklerin baş konuğuydu.

1Temmuzʹda şenliğin başladığı gün yerel gazeteler de kışkırtıcı haberlerle çıktı. Aynı gün kentte ˮBugün hesap günüdürˮ başlıklı bildiriler dağıtıldı.

2 Temmuzʹda, Cuma namazının ardından etkinliklerin yapıldığı kültür merkezinin önüne yürüyüş başladı. ˮSivas laiklere mezar olacakˮ diye yürüyen kalabalık merkezin önündeki ˮHalk Ozanlarıˮ heykelini yıktı, boynuna ip asarak yerde sürükledi.

Kalabalık giderek artıyor ancak dağıtılmıyordu. Kalabalık daha sonra Sivasʹa gelenlerin kaldığı Madımak Oteliʹnin önüne yöneldi. 20 bin kişiyi bulan kalabalık 17.00ʹde geldiği otelin önünden de dağıtılmadı. Araçlar ve sürüklenen heykel ateşe verildi, belediyenin kaldırım yapma gerekçesiyle getirdiği taşlarla otelin camları kırıldı.

Ankara sürekli bilgilendirildi ama ˮhallediyoruzˮ dışında yanıt gelmedi.

Valiliğin civar illerden istediği takviye birlikler de 8 saat süren olaylar bittikten sonra kente gelebildi.

Saat 19.00 civarı otel ateşe verildi. İçeridekilerden bir bölümü en üst kattan, geçişleri engellenmek istenmesine rağmen, farklı binalara geçti, Aziz Nesil dahil bir bölümü itfaiye merdiveni ile indirilip darp edildi.

12ʹsi ağır yaralı 62 kişi otelden kendi imkanlarıyla kurtuldu. En yaşlısı 66 yaşındaki Asım Bezirci, en küçücüğü 12 yaşındaki Koray Kaya olmak üzere şenlik için gelen, aralarında Metin Altıok, Behçet Aysan, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Hasret Gültekinʹin de olduğu 33 insan Madımakʹta yaşamını yitirdi.

İki otel çalışanı da yaşamını kaybetti.

Göstericilerden iki kişinin de otel dışında kurşunlanarak öldüğü anlaşıldı.

Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, olaylardan sonra şu açıklamayı yaptı:ˮÇok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir.ˮ

2. Katliamdan sonra polis ve yargı nasıl hareket etti?

Saldırganların sadece bir bölümü yakalanarak gözaltına alınabildi.

15 bin kişinin katıldığı olaylarda gözaltına alınan sayısı 128 olarak kayda geçti. İtfaiye merdiveniyle kurtarılan Aziz Nesinʹe saldıran RPʹli Belediye Meclis Üyesi Cafer Erçakmak gibi çok sayıda ˮsaldırganˮ yakalanamadı.

Uzun tartışmalardan sonra dosya Ankara DGM Başsavcılığıʹna devredildi. Ankara 1 Noʹlu DGM, hakkında dava açılan sanıkların anayasal bir suç işledikleri iddiasını kabul etmedi.

Dönemin DGM Başsavcısı Nusret Demiral, henüz soruşturma aşamasında, ˮOlayda örgüt yok, tahrik varˮ açıklaması yaptı.

İddianamede de ˮAziz Nesinʹin İslam dinine karşı tutum ve davranışları ve açıklamaları, kapalı bir salonda düzenlenen toplantıda terör örgütü militanları için saygı duruşunda bulunulması, eylemin hazırlayıcı nedenleri arasında sayılabilirˮ gibi kalabalığın tahrik edildiğine yönelik ifadeler yer aldı.

3. İlk yargılama sonunda hangi kararlar verildi?

124 sanıklı davayı 1994ʹte bitiren mahkeme, 37 sanığın beraatine karar verirken, 87 sanığı 2 ila 15 yıl arasında değişen hapis cezalarına mahkûm etti.Ankara 1 Nolu DGM, ilk kararında, 26 sanığı adiyen adam öldürme suçunu işledikleri savı ile TCKʹnın 450/6. maddesi gereğince cezalandırdı.

Bu cezaları, TCKʹnın 65/3 ve 51/1. maddeleri ile indirerek 15 yıla düşürdü.

37 Sanık hakkında beraat kararı verdi..

60 sanık ise Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasasıʹna aykırı davrandıkları savı ile cezalandırıldılar.

Mahkeme, olayın siyasi yanını görmek istemiyordu.Cezalar Nesinʹin Şeytan Ayetleri kitabını yayımlamasına dikkat çekilerek, haksız tahrik indirimi yapılarak belirlendi. Gerekçeli kararda yine mağdurlar suçlandı ve ˮSivas olaylarının devlete ve laik düzene yönelik olmadığı, Aziz Nesinʹin Şeytan Ayetleri kitabını yayınlamasına duyulan öfke, kin ve nefretin oluşturduğu tahrik sonucu ve Aziz Nesinʹe yönelik bir eylem olduğu, kast edilen Aziz Nesin olmasına rağmen hedefte sapma sonucu 37 masum insanın ölümü ile olaylar sonuçlandıˮ ifadeleri kullanıldı.Ancak Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 99 sanık hakkındaki kararı bozdu.

4. Yargıtay kararından sonra suçlama değişti mi?

Evet. İkinci yargılama 1997ʹde tamamlandı. Bu kez saldırının anayasal düzene karşı yapıldığını kabul eden mahkeme, 38 sanığın idamına hükmetti. 29 sanık hakkında TCK anayasal düzeni bozmaya yardım başlıklı 146/3. maddesinden 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi., 14 sanığın beraati kararlaştırıldı. Bu kararı da Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 50 sanık yönünden bozdu. Bozmaya, sanıkların doğum kayıtlarında Nüfus Müdürlüğü mührünün okunaksız olduğu, nüfus kayıtlarındaki cilt numarasının karara yanlış geçirildiği gerekçe gösterildi.

5. Nihai yargılamada karar değişti mi?

2000ʹde biten üçüncü yargılamada mahkeme, 38 idam kararını tekrar etti. Diğer sanıkların cezaları değişti. 3 sanık 20, 1 sanık 15, 13 sanık 7 yıl hapse mahkum oldu. İdam cezaları ise bu cezanın kaldırılması nedeniyle müebbete dönüştürüldü.

6. Yargılamalar bu şekilde tamamlandı mı?

Yargıtay 2001ʹde bu kararı onadı ve hükümler kesinleşti. Ancak yargılamalar bitmedi. Hem firari sanıkların ayrılan dosyaları sürüyordu hem de Pişmanlık Yasasıʹnın çıkmasının ardından çok sayıda hükümlü Sivasʹta örgütlü hareket edildiğine yönelik itiraflarda bulunmak için mahkemeye başvurmuşlardı.

7. İlk itirafçıların başvuruları nasıl sonuçlandı?

Ankara 1 Noʹlu DGMʹye başvuran sanıklar Ali Kurt ve Mevlüt Atalay, Pişmanlık Yasasıʹndan faydalanmak için örgüt bağlantılarını anlattı.

Olaylara karışan Hizbullah, İslami Hareket Teşkilatı, Kaplancılar gibi örgütlerin mensuplarının isimlerini vermelerine rağmen başvuruları reddedildi.

8. Diğer itirafçılar için hangi kararlar verildi?

Pişmanlık Yasası olarak anılan Topluma Kazandırma Yasasıʹnın yürürlüğe girmesinin ardından örgüt bağlantılarını reddeden 54 kişi daha mahkemeye başvurdu.

Başvuru reddedilirken örgüt bağlantısı yine kabul görmedi.

Yargı, kalabalığın ˮörgütler koalisyonundanˮ oluştuğunu kabul etmedi.

9. Firariler, o süreçte neden yakalanamadı?

Yakalandıktan sonra bırakılan bazı isimler kayıplara karıştı. Bazı isimler ise hiç yakalanmadan kaçtı. 1997ʹde tahliye edilen iki isim bir daha bulunamadı. Davanın asli faillerinden 7 kişinin Almanyaʹya, 2 failin de Suudi Arabistanʹa iltica ettikleri ortaya çıktı.

10. Madımak Oteliʹnin akıbeti ne oldu?

Onarılan otelle ilgili tartışmalar uzun süre devam etti. Müzeye dönüştürülmesi istenen otel önce kebapçı oldu ve uzun yıllar kebapçı olarak kaldı. Katliamdan 18 yıl sonra, otelin müze değil Bilim ve Kültür Merkeziʹne çevrilmesi kararlaştırıldı. Otelin girişine anı köşesi konuldu. Ancak anı köşesinde saldırgan grupta yer alan ve olaylarda ölen 2 göstericinin ismi de yazıldı.

11. Tepki çeken başka hangi uygulamalar yapıldı?

2002ʹde İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanlığı, müebbete mahkûm edilen bir isme ırkçılık konusundaki kompozisyonu nedeniyle, sonradan iptal etse de İnsan Hakları Ödülü verdi. Firari sanıklarla ilgili davada yıllardır bulunamayan bir sanığın arandığı adres duruşmada okundu. Sanığın arandığı adresin, katliam davasına yıllarını veren, mağdurların avukatlığını yapan, CHP Milletvekili Şenal Sarıhanʹın avukatlık ofisi olduğu ortaya çıktı. Firarilerle ilgili davadan avukatların haberdar edilmediği 2008ʹde ortaya çıktı. Asıl mağdurun Sivaslılar olduğu açıklamaları hâlâ devam ediyor. Hiçbir kamu görevlisi hakkında bugüne kadar hiçbir işlem yapılmadı.

12. Firariler bulundu mu?

Asli faillerden olan ve 2002ʹde hakkında arama kararı çıkartılan İhsan Çakmak jandarma istihbarat ekipleri tarafından 4 Mayıs 2007 tarihinde yakalandı. Çakmak, firariler arasında yakalanan tek isim oldu. Çakmakʹın, 3 yıl İstanbul Belediyesi Ulaşım A.Şʹde memur olarak çalıştığı ortaya çıktı. Sivas Madımak Oteli katliamı zanlılarından İhsan Çakmakʹın 1996ʹda tutuklandığı ancak daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiği anlaşıldı. O tarihten itibaren de kamuda çalıştığı saptandı. Geçen sürede Çakmak, Amasyaʹda askerlik yapmıştı ve 1999ʹda Sivasʹta evlenmişti. 2000ʹde ehliyet almıştı ve sonrasında gişe memuru olmuştu. Çakmakʹla birlikte 5 kişi daha yakalandı ve haklarındaki davalar görülmeye başlandı. Bu davaya, yakalanmamış olmasına rağmen davanın bir numaralı sanığı Cafer Erçakmak da eklendi.

13. Firarilerin dosyaları ile ilgili hangi işlemler yapıldı?

Talebe rağmen haklarında tutuklama kararı verilmeyen ve dosyaları 2000 yılında 3. karar verilirken ayrılan Muhammet Nuh Kılıç ile Mustafa Dürer ise bulunamayan firarilerdendi. DGM dosyayı önce 1999/5 sonra da 2000/148 esasına kaydetti. Mahkeme, DGMʹlerin kapatılmasının ardından da dosyayı 2004/28 esasına kaydetti. İki sanıkla ilgili dava 10 yıl boyunca devam etti. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, 2 sanıkla ilgili kararını 24 Ağustos 2010ʹda verdi. Mahkeme, iki sanığa isnat edilen ‘anayasal düzeni bozmaya kalkışmaya iştirak etmekʹ suçunun 15 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davayı ortadan kaldırdı. Bu süreçte, Nuh Kılıçʹın Almanyaʹda olduğu, kırmızı bültenle aranmadığı ve Almanya vatandaşlığına geçtiği ortaya çıktı. Bu dosyada da avukatların haberdar edilmediği anlaşıldı.

14. Asli faillerden Cafer Erçakmak, neden yakalanamadı?

Erçakmak, davanın bir numaralı sanığı olarak anılıyordu. Olayları önceden kışkırttığı ve katliam günü Nesinʹi tartaklayanlar arasında olduğu anlaşıldı. 18 yıl boyunca firari olarak arandı. Hakkında kırmızı bülten çıkartıldı. Almanya ya da Fransaʹda olduğu iddia edildi. Bu süreyi nerede geçirdiği anlaşılamadı. Ancak Sivasʹta 2011ʹde öldüğü ortaya çıktı. Erçakmak, emniyete 500 metre mesafedeki çocuğunun evinde kalp krizi sonucu öldü.

Cesedine gömüldükten sonra mezarı açılarak otopsi yapıldı.

Çocukları ise bu süreçte nerede olduğunu bilmediklerini, ölmeden hemen önce eve geldiğini iddia etti.

15. Bu dava dışında firariler hakkında başka dava açıldı mı?

Öldüğü ortaya çıkan Cafer Erçakmakʹın da aralarında bulunduğu, firariyken yakalanan 7 sanığın yargılamasının Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesiʹnde sürdüğü, avukatlara tebligat bile yapılmadığı ortaya çıktı.

Avukatlar, davadan 5 Kasım 2008ʹde haberdar olabilmişti. Yargılama sürerken 2011ʹde Erçakmakʹın öldüğü anlaşıldı. Yılmaz Bağʹın da öldüğü ortaya çıktı.

Bağ da arandığı dönemde Sivas Kangalʹda düğün yapmıştı ve Sivasʹta yaşamıştı. Sanıklar Şevket Erdoğan, Köksal Koçak, İhsan Çakmak, Hakan Karaca ve Necmi Karaömeroğluʹnun dosyaları ise 15 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle ortadan kaldırıldı.

16. Zamanaşımı kararları nasıl verildi, suç neden ˮinsanlığa karşı işlenmişˮ sayılmadı?

2005ʹte yürürlüğe giren TCKʹya göre insanlığa karşı işlenen suçlar zamanaşımına girmiyor. Ancak Sivas Katliamı davası bu kapsama alınmadı. Zamanaşımı kararlarını veren Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararında, Sivasʹta meydana gelen olayların siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle, toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak işlenmediği belirtilerek, ˮDolayısıyla olayın insanlık suçu kapsamında değil terör suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştırˮ ifadelerini kullandı.

Kararda, Yargıtay ve Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesiʹnin eski kararlarındaki, topluluğun dini amaçlarla anayasal düzeni yıkmak istedikleri tespiti de dikkate alınmadı.

Mahkeme, zamanaşımına girmese de delil yokluğundan dolayı sanıkların cezalandırılamayacağını da karar altına aldı.

Bu yorumu yaparken, video ve fotoğrafları inceleyen polislerin tanıklıkları yok sayıldı. Bu tanıklıklar ‘tahminʹ olarak yorumlandı. Mahkemeye göre, zamanaşımı süresi zaten davanın görülmeye başlandığı 2008ʹde dolmuştu. Kararda, eylemin ‘sistemliʹ olmadığı ve örgüte rastlanmadığı belirtildi ancak eylem ‘terör suçuʹ sayıldı.

17. Zamanaşımı kararı çıkmaması için herhangi bir girişimde bulunuldu mu?

Bu süreçte, yaşamını yitirenlerin yakınlarının da yer aldığı Toplumsal Bellek Platformu, 17 kez TBMMʹdeki partilerden bu ve benzeri olayların insanlık suçu sayılarak, zamanaşımının bu suçlarda geçerli olmamasını istedi. Verilen önergeler AK Parti tarafından reddedildi.

18. Zamanaşımı kararını iktidar nasıl yorumladı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan olduğu dönemde çıkan karar için, ˮMilletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun. Zaten onlar da söylüyorlar... yıllar yılı içerde olan vatandaş, içlerinde kaçak olanlar vardı. bilemiyorum tabii onlar da varˮ dedi.

Sonrasında ise Sivasʹta sadece 5 kişi için ˮzamanaşımıˮ kararı verildiğini belirterek, ˮOlaya ideolojik yaklaşılıyorˮ yorumu yaptı.

19. Dosyada firari sanık kaldı mı?

Yeni TCKʹnın yürürlüğe girdiği 2005ʹten sonra 13 sanık için ˮcezalarının karşılığı olmadığıˮ gerekçesiyle tahliye kararı verilmişti. Tahliye kararları sonradan geri alındı ama bu kişiler yakalanmadı. Bu isimler dışında haklarında idam hükmü bulunan Harun Kavak, Mehmet Yılmaz, Metin Ceylan ve Sedat Yıldırım ile 7.5 yıl hapis cezasına mahkûm olan Adem Ağbektaş ve Serdar Özgentürk ʹün Almanyaʹda olduğu biliniyor. Ancak bugüne değin bu hükümlülerin yakalanarak Türkiyeʹye iadesi konusunda sonuç alıcı bir girişimde bulunulmadı.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, sanıklar hakkındaki kararları onarken, suç tarihinde 18 yaşını bitirmiş olmasına rağmen sanıklardan Vahit Kaynar hakkında yaş sebebiyle cezasında indirim uyguladı ve tahliye kararı verdi.

Yargılama sonucu müebbet hapse mahkum olan Kaynar, en son Polonyaʹda yakalandı ancak Türkiyeʹye iade edilemeden tahliye olduğu Polonyaʹdan kaçtı.

12 hükümlü hakkında kırmızı bülten bulunduğu biliniyor. Firarilerin toplamının 20ʹyi aştığı belirtiliyor.

20. Devam eden dava var mı?

Dosyaları henüz zamanaşımına girmeyen ancak Yargıtay bozmasından sonra müebbet hapisle yargılanan 3 firari sanık hakkındaki dava hâlâ sürüyor.

DGMʹnin 1997ʹde tahliyelerine hükmettiği, sonrasında kayıplara karışan bu sanıkların davaları 2023ʹte zamanaşımına girecek. Firari sanıklar Murat Sonkur, Marut Karataş ve Eren Ceylan hakkındaki yargılamada mahkeme, son olarak sanıkların gazetelere verilecek ‘ilanlaʹ ve kapılarına asılacak tebligatla aranmasına hükmetti. Karara göre, gelmemeleri halinde sanıkların mallarına el konulacaktı.

21. Sanıklar hakkında yokluklarında karar verilebilecek mi?

Hayır. Avukat Şenal Sarıhan, sanıklar hakkındaki delillerin toplandığını ve mahkemenin karar verebileceğini belirtti ve zamanaşımı riski nedeniyle bu talepte bulundu. Ancak mahkeme sanıkları dinlemeden karar veremeyeceğini belirtti. Buna göre, 2023ʹe kadar sanıklar yakalanıp ifadeleri alınmazsa, davaları zamanaşımına girecek.

22. Firari olan sanıklardan dosyası zamanaşımına giren var mı?

Davanın kimi sanıkları anayasal düzeni bozmaya teşebbüs, kimi iştirak, kimi yardım gibi suçlardan yargılandıklarından zamanaşımı süreleri değişiyor. Bugüne kadar avukatlara haber bile verilmeden çeşitli dosyaların karara bağlandığı ortaya çıktı. 2010ʹda bu şekilde iki sanık için zamanaşımı kararı verildi. Başka sanıkların da farklı illerdeki mahkemeler kanalıyla, zamanaşımı tespiti yaptırarak, karar aldırdığı ve ceza riskinden kurtuldukları ifade ediliyor. Bu konuda avukatlara net bir bilgi verilmedi. 

23. Davanın hükümlülerinden Ahmet Turan Kılıçʹın tahliyesi neden tartışılıyor?

Kılıç, katliamın aslı faillerinden olduğu gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adli Tıp Kurumu raporunu gerekçe göstererek, Kılıçʹın affedilmesine karar verdi.

Kılıç, geçen sene 31 Ocakʹta tahliye edildi. ˮAhmet dede, haksız yere hapis yattıˮ haberleriyle tahliyesi duyurulan Kılıç için, katliamın ardından ifade veren emniyet yetkililerinden Mehmet Yıldız, kendisini Madımak önünde ˮVali istifaˮ, ˮSivas Azizʹe mezar olacakˮ, ˮŞeytan Azizˮ, ˮLaik düzen yıkılacakˮ, ˮYaşasın Şeriatˮ sloganları atarken gördüğünü, otele gitmek isterken polisin kendisini püskürttüğünü, bu sırada Kılıçʹın ˮbizim sizinle işimiz yok diyerekˮ yeniden barikatı aşmaya çalıştığını gördüğünü söyledi. Emniyet görevlisi Sami Ece ise, Ahmet Turan Kılıçʹın ˮarkadaşlar bu cihattır, yürüyelimˮ diye bağırdığını, halkı otele doğru sevk ederek tahrik ettiğini gördüğünü söyledi. Emniyet görevlisi Mustafa Kılıç, ˮHadisenin başından sonuna kadar ve hadisenin içinde devamlı olarak Kılıçʹı gördüğünü, ˮŞeriat gelecek zülüm bitecekˮ dediğini, Madımak önünde ˮne duruyorsunuz, taş atınˮ dediğini, PTT önündeki taşları da oradakilere gösterdiğini, hadise günü Kılıçʹı bu eylemleri yaparken çok net gördüğünü söyledi.

24. Kılıç ile ilgili rapora neden itiraz edildi?

Cumhurbaşkanıʹnın Kılıçʹın cezasının kaldırılmasına ilişkin çok tartışılan kararının iptali istemiyle Danıştayʹa geçen yıl dava açıldı. Dilekçede, Kılıçʹın tahliyesinin haksız olduğu, önceki Adli Tıp raporlarında yapılan tespitlerin dikkate alınmadığı kaydedildi. Kılıçʹa Alzheimer tanısının konulduğu son raporda ise 3 uzman hekimin tanıya karşı çıktığı, 5 üyenin oyuyla kararın alındığı ifade edildi. İtiraz eden 3 uzman hekimin birinin nörolog, diğerinin psikiyatrist olduğu, hastalıkla ilgili asıl uzmanlığı bulunan doktorların itirazına rağmen kararın alındığı vurgulandı. 

25. Katliamla ilgili süren dava var mı?

2014ʹte, Avukat Sarıhan, katliamda ölenlerin yakınlarının imzasıyla, Anayasa Mahkemesiʹne başvurdu. Sanıklardan bir bölümünün cezasının zamanaşımına girdiğine dikkati çekerek, bu durumun yaşam hakkı ve uzun yargılamadan dolayı hak ihlali oluşturduğunu vurguladı. Anayasa Mahkemesiʹndeki başvuru karar aşamasında. Anayasa Mahkemesiʹnin üyelerinden birisi ise daha önce Sivas davasında 4 sanığın avukatlığını yapan Mümtaz Akıncı.

Kaynak: Editör: Necati Atagül
Etiketler: 25, soruda, Sivas, Katliamı, ve, yargı, skandalları:, UnutMADIMAKlımda…,
Yorumlar
Haber Yazılımı