301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
27 Aralık 2018 - Perşembe 20:16
 
2019'a Beş Kala Türkiye
Özhan Mete
ozhanmetechp@gmail.com
 
 
Genellikle her senenin sonunda bir önceki sene için "iyisiyle, kötüsüyle koca bir seneyi devirdik" denir. Ben ise kendi payıma kötülüklerin çok daha fazla olduğu bir seneyi devirdik diyeceğim. Zira geçen koca bir yılda kayda değer bir gelişme göremedik. Hani yeni bir yılın başında "yeni seneden ne bekliyorsunuz?" derler ya. Ben eminimki ezici çoğunluk 2018'in başındaki beklentilerine bir cevap alamadı. Alamadığı yetmez gibi birde üzerine dahada kaybetti. Yurttaşlarımızın geneline bir sorsanız ve adaletli şekilde yayınlasanız bin ah işitirsiniz. Ancak buna rağmen AKP yine birinci parti ve Genel Başkanı'da Sn.Bahçeli desteğiyle Saray'da rahatça oturabiliyor. 
 
Türkiye'de doğru ve düzgün giden hiçbirşey yok. Ekonomi, dış siyaset, sosyal yaşam, sağlık, eğitim, özgürlük, barış, adalet. Yaşamımızı ilgilendiren ileriye dönük kat edilmiş bir yol olmadığı gibi tam tersine geri gidiliyor. Düzelebileceği hakkında ufukta bir umutta görülmüyor.
 
Kısaca 16 yıllık AKP iktidarının karşılığı "sıfıra karşı sıfır elde var sıfır" dan ibaret. Sonuç (0) olunca eksili rakamların artık değeride kalmıyor.
 
Yanlış dış politikalardan kaynaklanan Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik dar boğaz, bunların sonucu doların zamansız iniş, çıkışları ile bunun devamı enflasyon, enflasyonun tetiklediği zamlar, zamların yarattığı istikrarsız piyasalar, Halkın yaşam standardının her geçen gün dahada geriye düşmesiyle insanların sosyal yaşamındaki dejenerasyon da artıyor. Toplumsal ahlakın her geçen gün bozulması, insan ilişkilerinin kin ve nefrete dönüşmesi, kavgaların, psikolojik sendromların her alanda artması...daha bir çok olayları sayabiliriz. 11 bin dolar üzerinde denilen Milli Gelirin yüzde 10'nun bile insanların  yaşamlarına yansımaması işte tüm bunların sebebidir.                                                              
 
Doların düşmesi ve ekonominin kurtulmasını, faizleri artırmakta gören bir hükümetin zaten tüm ekonomik politikaları çoktan iflas etmiş demektir.                                                                                                                         
Kısaca bugüne kadar AKP Hükümetleri ya faizleri yükseltip dövizi düşürmüş yada dövizi yükseltip faizleri düşürmüştür. Bu ikilemde nakit üzerine dönen bir piyasada sadece parası olan yüzde 10-15'lik kesim mutlu edebilmiş ancak Halkın yüzde 80-85'lik kesimi ya döviz yada faizlerin azizliğine uğrayarak borç batağına girmiştir. Önceleri düşük faizlerle borca zorlanan Halk zaman içinde dövizin yükselmesiyle yoksullaştırılarak, borcunu ödeyemez hale getirilmiş, şimdide yüksek faizlerle kredi alarak geçmiş borçlarını kapatabilmek durumuna düşmüştür.
 
Geçmişte siyasette Halka yedirilmeye çalışılan "Özür dilemek" adeti şimdilerde ekonomiye uyarlanmıştır. 
 
1. Yanlış alınan vergi yada cezaların bir kısmını yada tamamını önce tahsil etmek ve sonra pardon yanlış olmuş diye geri çekmek. 
 
Bu durumda ceza miktarına göre eğer yüksek bir rakam değilse kaç kişi gidip yanlış ödediği parasını geri almak için kendisine uzak yerlerde, kuyruklarda vaktini harcıyor? Bunlar Devlete kalmıyor mu? Devlete yine Milyarlarca haksız para girmiyor mu? yada geç tahsil edilen bu paraları Devlet bünyesinde değerlendirip  bir nevi faiz getirisi elde etmiyor mu? Eğer bir yanlışlık varsa para iade edilirken vatandaşa faiz ödeniyor mu? Her özürde her bir kişinin her olayda hayatından yada izin aldığı iş yerinden bir günü gitmiyor mu?
  
2. Astronomik olarak, enflasyon yada döviz artışına göre yapılan doğalgaz, elektrik..vs kalemlerine yapılan zamlar seçimler öncesi bir parmak bal misali yüzde 10 kadarı geri çekilecek deniliyor. Bir bakıma yine bizler kandırılıyoruz. Zaten faizlerin artırılıp, dövizin düşmesi nedeniyle daha önce yapılan astronomik zamların geri iadesi gerekiyordu yani anormal birşey yok. Ancak Sn.CB. bunuda sanki Halka bir bağışmış gibi seçim yatırımına dönüştürmeye çalışıyor. Aslında bu haksızca zamların bir kısmının geri iadesidir. Peki bu paraların faizleri nerede? Yine Devlette.                                                                                                                                                                                             
Buralarda Devletin Halktan zaten fazladan aldığı paraların bir kısmını geri ödeyip faizlerinin ise cebe atılarak, Halka bir kazançmış gibi sunulması çabaları vardır?. Bir başka Ülkede buna kim yada kimler inanır? Bunların siyasi bir bedeli olmaz mı?
 
Sağlık...alanında hastaneler artık bedava deniliyordu. Özel hastanelere bir gidin bakalım. Sosyal güvenceniz olsa bile anlaşmalı hastanelerde muayene ücreti ortalama prof. 250, doc. 150, uzman ise 90 tl.dir. bunu ödemeden muayene bile etmezler diğer tahlil, röntgen, tetkik ve ameliyatları saymıyorum. İstersen acil durumda hastaneye git bedava diye o zaman hiç kapıdan giremezsin, acil servislerin bir anda kapısı kapanır. Ya yatak olmaz yada olsada pazarlık edip istedikleri parayı ödemeden kapı açılmaz. Olduda baskı yaptın açıldı diyelim. Bir anda senin aciliyetini normal müracaa çevirirler ve can havliyle bir çok belge imzalatırlar. Hani sağlık sorunu çözülmüştü? O da yok.
 
Adalet.. Bunu anlatmaya gerek yok. Zengin ve paralılara göre bir Hukuk sistemi aynen devam ediyor. Paran varsa suç işlesen bile yanına kar kaldığı ve bunun karşılığı garibanların ezildiği bir Ülke haline geldik. Fikir özgürlüğü yok. Siyasiler, gazeteciler, yazarlar, sanatçılar içerde yada bir kısmıda mahkeme kapılarında sürünüyor. Çete ve terör olaylarında gerçek suçluların yargılanamadığı, elini kolunu sallayarak gezdiği bunların yerine çoğunlukla ikincil derecede kullanılan kişilerin göstermelik olarak yakalanıp, tutuklandığı ve bir türlü işin özüne gidilemediğini gördük ve yaşadık. 
 
Eğitim...Tam bir kaos içinde. Aslında iyi denilebilecek konuştuğunda önemli sözler söyleyen, güzel projeleri olan bir sorumlu Bakan var. Ancak bu kişi ya sözleri ile özü farklı yada baskıyla yapabileceklerini hayata geçiremiyor. birileri önünü kesmeye çalışıyor olabilir. Zira öğrencilerin kafaları karışık, günübirlik değişen tedrisatlar, bir önceki sene farklı sonrası daha farklı bir eğitin sistemi kafaları karıştırmış durumda. Burdan ne sağlıklı eğitim nede yetişmiş bir insan çıkamaz. Maddi imkanı olanlarda bu Ülke okulları yerine dışarı kaçarlar. Özel imkanları olan paralı okulları bitirenlerde beyin göçleri hızla devam eder.. 
 
Dış siyasette ise savrulmalar devam edip durdu. Barış yerine savaş rüzgarları esti, halada farklı bir durum yok. Başta ABD ve bazı batılı Ülkeler ise devamlı taraf değiştirerek bizi oynatmaya devam etti ama ne istediyse de köşeye sıkıştırıp, almasını bildiler. Sonuçta son durumda Rusya ve Doğu Bloku'nun kucağına itildik. Şimdi bu bloktanda ilerde karşımıza ne sorun çıkacak? diye bekliyoruz. ABD Suriye'yi terk edecekmiş. Bu imkansızdır. Sadece taktik ve strateji değişikliğidir. İsrail Lobisi ve Ortadoğu'daki siyasi ve ekonomik çıkarları ortadayken bunları terk edip evine dönmesini beklemek iyimserliktir. Donald amcanın ABD ve Pentagon'un yıllara dayanan Ortadoğu politika ve planlarını bir anda çöpe atabilecek gücüde yoktur. Bunu sadece terör örgütleri dahil müttefiklerine gözdağı ve blöfü olarak görebiliriz. Yarın bir bahaneyle aynı bölgede bir başka yere taşınırlar.
 
Elbetteki, bütün bu yanlışları biz ve bizler gibi düşünen insanlar her gün görüp, yaşıyorlar. Aslada yutmuyorlar. Ancak nefesimiz belli yere kadar ulaşıyor. Nedense hep  yüzde 49'a  takılıyor. Karşımızdakiler demokrat olmadıkları ve demokrasilerde azınlığında hakları umurlarında olmadığından yüzde 51'i kesimi üstünlük, bu oranın geri kalan yüzde  49'unu ise yok sayıyorlar.  Bizler ise hala umut ve sabırla demokrasi mücadelesine devam ediyoruz.                                
 
İşte bu nedenle AKP ve Saray bizleri hiç sevmiyor. Bu direnme gücümüz işlerine gelmiyor. susmamızı ve susturulmamızı istiyorlar. Saray'ın sevdiği kimseler sadece bunları yutturdum sandıkları Halk kitleleri ile susturup, sindirdikleri havuz medyası. Bu medyanın bir kısmınında zaten bir zamanlar Feto'nun yalaka ve sevicileri olduğunu biliyoruz. Bunlar Ergenekon ve Balyoz'larda bu çetenin kalemşörlüğüne soyunan, 17-25 Aralık'larda Feto yanında olarak bu sefer AKP'ye saldıran ve 15 Temmuz'dan sonra ise oyunları bozulunca korkudan yine saf değiştirerek tekrar Saray'a yamanmak zorunda kalan malum dönek ve pervane basındır. 
 
Geçtiğimiz 2018 yılında AKP, daha doğrusu Saray'ın Yönettiği Türkiye'nin mevcut durumu özetle bunlardır.
 
Yerel Seçimlere gelince; Anamuhalefet partisi CHP ile İyi Parti anlaştı. CHP bilhassa Ankara ve İstanbul'da Büyükşehir adaylarını belirledi. Ankara'da Sn.Mansur Yavaş'a biraz itirazlar olsada İstanbul adayı Sn.İmamoğlu'na örgüt anlamında bir sorun olmadı. Büyük çoğunluk İstanbul adayını içine sindirdi ve kabul etti. Zira örgütten gelen ve İlçe Başkanlığı yapmış bir isim olması ile gençliği, dinamikliği ve denemiş vizyonuyla İstanbul için iyi bir aday olarak kabul gördü. Hatta öyleki AKP'liler karşısına liyakat ve tecrübe dolu Sn.Binali Yıldırım'ı bile yıprandığı için çıkarmakta tereddüt ediyorlar. Adını bile resmen açıklayamadılar. Umarım Ekrem İmamoğlu İstanbul için iyi bir aday tercihi olacaktır.                                                                                                                                                                                                       
Ve tabiki sadece Büyükşehir tek başına önemli değildir. Birde İstanbul'un İlçeleri vardır. Buraya atanacak adaylarında en azından Sn.İmamoğlu gibi davaya inanmış, genç, dinamik, geçmişte yıpranmamış, yaratıcı, Halk ve esnaf hatta Genel Merkez ve Yönetimlerle kavgası olmayan kişilerden oluşması gerekir. Ancak bu şekilde elbirliği, birlik ve beraberlik ile çalışmak sağlanabilir. İlçeler Anakent gibi büyük bir puzzle ın parçalarıdır. Bir tanesinin bile eksik olmaması gerekir. Sen kendine muhalif ve her alanda seni yıpratmak için partisini düşünmeden sadece kendi payına çalışan kişilerden "İlçe Belediye Başkan Adayları" yaparsan, yarım puanın bile önemli olduğu bir bütünde örgütü çalıştırıp beklediğin neticeleri alamaz, halkı ve esnafı sandığa götüremezsin. Belki rahatça kazanacağın yerleri yine kazanırsın ama sadece Başkan Adayı olacak kişileri ve ekibini tatmin ve memnun etmekten öteye geçemezsin.
 
Koskoca bir yılı özetleyip, yorumla birlikte bu satırlara sığdırabilmenin zorluğu içinde yeni bir seneye 5 kala tüm Yurttaşlarımızın Yeni Yılını kutlar, sağlık ve huzur dolu bir 2019 dilerim. 
 
 
 
 
 
Etiketler: 2019'a, Beş, Kala, Türkiye,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
07 Aralık 2020
Asgari Ücret ve Corona İlişkisi...
28 Ekim 2020
Cumhuriyet'in 97 nci Yılı Ve Türkiye...
16 Ekim 2020
İttifak İçine Girebilmek İçin Önce HDP Değişmelidir.
03 Ekim 2020
CHP'de Klavye Kabadayılığı
25 Temmuz 2020
CHP 37. Olağan Kurultay'ı.
30 Haziran 2020
CHP Kurultay'ları Ciddiye Alınmalıdır.
05 Haziran 2020
Amaç CHP'yi Karıştırmak HDP'yi Kışkırtmak.
13 Mayıs 2020
Ülke Ekonomileri ve Virüs İlişkisi.
02 Mayıs 2020
Corona Devam Ediyor Peki Siyaset Ne Yapıyor?
26 Nisan 2020
Covit-19 ve Aklıma Takılanlar...
22 Mart 2020
Sadece "yasak" getirmekle olmuyor...
31 Ocak 2020
Vah Vatandaşım Vah..!
25 Aralık 2019
Kanal İstanbul..!
31 Ekim 2019
Cumhuriyet'in 96.Yılı ve Değişen Siyasi Dengeler
30 Eylül 2019
İstanbul Depremi ve Siyaset Gündemi
10 Ağustos 2019
Kaz Dağları, Yabancı İşgali ve Çevre Katliamı...
30 Temmuz 2019
Suriye'li Göçmen Sendromu..!
25 Haziran 2019
Büyük Zafer İstanbul ve Türkiye'ye Hayırlı Olsun
10 Haziran 2019
Nerede Kalmıştık?
13 Mayıs 2019
Herşey Çok Güzel Olacak
20 Nisan 2019
İstanbul'da İş Bitti Tekrar Seçim Çok Düşük Olasılık...
01 Nisan 2019
Zafer Dürüstlük ve Samimiyetle Çalışanlarındır
18 Şubat 2019
CHP'deki Başarı Atamalardaki Adalete Bağlı
21 Ocak 2019
Sorun..! Cumhuriyet Tarihinin En Düşük Halk Desteği.
26 Kasım 2018
Yerel Seçimlere 4 Ay Kala Siyasetin Durumu
28 Ekim 2018
Yerel Seçimlerde AKP Zorda, CHP Avantajda.
21 Eylül 2018
Yerel Seçimler Öncesi CHP'de "ön seçim" Tartışmaları.
28 Ağustos 2018
Büyük Taarruz ve Zafer'in 96. Yılında Türkiye
02 Ağustos 2018
CHP'de Genel Başkanlardan Önce Zihniyetler Değişmelidir
21 Temmuz 2018
CHP'de Zamansız Kongre Girişimleri
28 Haziran 2018
İkinci Tura Kalacağı Umutla Beklenen Başkanlık'ta Sürpriz..!
08 Haziran 2018
OHAL ve Topal Demokrasi ile Gidilen Seçimler
26 Mayıs 2018
Türkiye`de Gerçek Demokrasiye 30 Gün Kala
04 Mayıs 2018
CHP Adayı ve Başarılı İttifak Süreci
23 Nisan 2018
23 Nisan'da CHP'nin Demokratik Özverisi
03 Nisan 2018
Türkiye'nin Durumu ve Seçimler
21 Mart 2018
CHP'de Örgüt Beklentisi Dışında Bir Tüzük
18 Şubat 2018
CHP’de Çok Önemli Tüzük Kurultayı
09 Şubat 2018
CHP'de 36 ncı Kurultay Yorumum ve Örgütün Beklentileri
25 Ocak 2018
Afrin Harekatı ve CHP Kongresi...
16 Ocak 2018
Kadıköy'ün İstanbul Olduğu Gerçeği ve İl Kongresi...
14 Aralık 2017
Farklı Gündemler Yaratıp, Bundan Medet Umanlar
22 Kasım 2017
Dereye Düşenlerin Tutunacak Dal Arayışı...
29 Ekim 2017
Cumhuriyetimizin 94. Yılını Kutlarken
19 Ekim 2017
AKP Her Geçen Gün Eriyor CHP ise Yükseliyor
21 Eylül 2017
Bu Kongrelerin Önemi Çok Büyük
28 Ağustos 2017
CHP’de Kongreler ve Seçimler Süreci Başlıyor
25 Temmuz 2017
Cemaat, Tarikat ve Biatçılıktan Ders Çıkarmak
10 Temmuz 2017
Adaleti Sevmeyenlere İlk Uyarı Başarıldı
25 Haziran 2017
#Adaletsiz Siyaset Olmaz
14 Haziran 2017
CHP'de Bir Dürüstlük Sembolünü Anarken
25 Mayıs 2017
Kurucu Parti Sıfatını Korumak ve Halka Güven Vermek
05 Mayıs 2017
Yüzde 49'un Başkan Adayları ve CHP'nin Misyonu
22 Nisan 2017
Muhalefeti Güçlendiren Bir Referandum ve CHP
06 Nisan 2017
Referandum'mu yoksa Genel Seçim mi?
10 Mart 2017
Mehter Marşıyla Gelip İzmir Marşıyla Gitmek
12 Şubat 2017
Yeni Anayasa İçin Referanduma Giderken
27 Ocak 2017
Bir Türk ve Bir Japon
04 Ocak 2017
Umut Beklenen Yeni Yıl'da Yine Kan ve Terör
21 Aralık 2016
Terörün adı istihbarat mı yoksa Feto zafiyeti mi?
22 Kasım 2016
Başkanlık Sistemi, Referandum ve CHP
30 Ekim 2016
Cumhuriyet'in 93 ncü Yılında Türkiye
07 Ekim 2016
Çete Mücadelesi mi? Muhalif Tasfiyesi mi?
26 Ağustos 2016
Darbe ve Feto Çetesinden Medet Uman Sözde Demokratlar
14 Ağustos 2016
Darbecilere Karşı Kesin Duruş Ancak İade-i İtibarla Olur.
10 Ağustos 2016
Ulusal Birliktelik Çok Güzel...Ya sonrası...
01 Ağustos 2016
Cemaat Ayaklanması ve Bursa Nutku
17 Temmuz 2016
Bu Seferde ''DARBENEKON'' olmasın
09 Temmuz 2016
Bir Aylık Ayrılık ve Hasret Bitti
06 Haziran 2016
CHP'de "Çoban Ateşi" İkinci Ayak İstanbul
29 Mayıs 2016
Kıvırmanın kolayı: Bilmiyordum, Bilmiyorduk
17 Mayıs 2016
CHP'de Yenilenme Çabaları ve Edremit Mitingi
07 Mayıs 2016
Hangi Hakkın Helali?
27 Nisan 2016
23 Nisan Demokrasi Yolunu Açan Sivil Bir Devrimdir
19 Nisan 2016
Dokunulmazlık Çelişkisi
11 Nisan 2016
Bekaroğlu ve Ensar Vakfı
01 Nisan 2016
1 Nisan ve İnsan Hakları
17 Mart 2016
İlan Edilmemiş "Olağanüstü Hal"
12 Mart 2016
Validebağ'da Hayvansal Vahşet..!
29 Şubat 2016
İBB'nin Kadıköy İçin Siyasi Ve Rantsal Kararı
21 Şubat 2016
CHP'de Birbirine Tahammülsüzlük Neden?
09 Şubat 2016
Laiklik, Terör ve Köy Enstitüleri
27 Ocak 2016
Şimdide CHP'de Atatürk Posteri Polemiği
20 Ocak 2016
CHP'de Kurultay'ın Ardından
12 Ocak 2016
Büyük Kurultaya Giderken
03 Ocak 2016
Sn.Cemal Canpolat İstanbul'u Neden ve Nasıl Kazandı?
29 Aralık 2015
CHP İstanbul İl Kongresi Ardından
22 Aralık 2015
CHP'de Makas Aralıkları Daralıyor
13 Aralık 2015
CHP Kadıköy Seçimlerine Belediye Damgası
20 Kasım 2015
Delege Sistemi Kaldırılmalıdır
05 Kasım 2015
CHP Neden? Seçimi Kaybetti...
02 Kasım 2015
Acı Veren Sonuç ve CHP'de Yapılması Gerekenler
29 Ekim 2015
92'nci Yıl Kutlanmaya Çalışılırken
12 Ekim 2015
Geliyorum Diyen Katliam ve İnsanlık Dramı
03 Ekim 2015
Öncelikle "BARIŞ" ın Adı Konmalıdır
15 Eylül 2015
"CHP Emekçi Kendi İç Dinamiklerine Sahip Çıkmalıdır"
29 Ağustos 2015
Yine Kutlama Yasağı ve Sözde Açılım
21 Ağustos 2015
AKp'nin İstediği Ortam Yaratılıyor.
13 Ağustos 2015
Yangını Söndürecek Tek Çözüm 4 lü Koalisyon
23 Temmuz 2015
Beklenen Sonuç ve Dinmeyen Gözyaşları..!
10 Temmuz 2015
Chp'ye Utanmazca "Dinsiz Parti" Yakıştırması
05 Temmuz 2015
"Ülküsünü İnkar Eden Zavallı Bir Siyasetçi"
29 Haziran 2015
Chp-Akp koalisyonu kolay Gerçekleşmez....
18 Haziran 2015
Sn.Bahçeli..! Aklını Başına Al ve İyi Düşün....
10 Haziran 2015
Sonuç: Nafile Koalisyon yada Erken Seçim...
31 Mayıs 2015
31 Mayıs, Gezi Parkı ve Siyaset
29 Mayıs 2015
CHP Seçimlerden 1 nci Parti Çıkabilir...Ancak..!
23 Mayıs 2015
CHP'nin Başarısı Bir Başka Partiye Bağlı Değildir.
15 Mayıs 2015
CHP İstanbul Son Hızla Çalışıyor
Haber Yazılımı