Yazı Detayı
27 Şubat 2018 - Salı 11:11
 
DERİN İSTANBUL
Ali İzzet Oral
aliizzet@haber24gazetesi.com
 
 

İstanbul 2019 yerel seçimlerine hazırlanıyor, aslında seçim tüm ülke kentlerinde ve yerleşim birimlerinde yapılacak ama İstanbul her konuda olduğu gibi bu konuda da gündemi en fazla işgal eden şehir konumunda. İstanbul'un bu denli öne çıkması Dünya'nın en güzel şehirlerinden biri olmasından mı yoksa ortasından Marmara Boğazı'nın geçmesinden mi kaynaklanıyor dersiniz?

Bu soruya verilecek cevap elbetteki koskoca bir hayırdır. İstanbul bir yandan iştahı kabaranların, diğer yandan ezilip yutulmamaya karşı direnenlerin şehri konumunda. İştahı kabaranlar yalnızca bu şehrin yaşayanları değil elbette, dünyanın her sektöründen neo liberaller, küresel sermaye tetikçileri bankalarıyla, holdingleriyle, para fonlarıyla çöreklenme hazırlığındalar bu şehre, çok yıldızlı otellerinde ve gök yüzüne yakın rezidanslarında, yatlarında ve katlarında toplanıp kafa yormaktalar yerli işbirlikçileriyle kenti teslim almak üzerine. Planlanıyor tüm şehir yeni baştan her şeyiyle, limanları, iskeleleri, yolları köprüleri ve hava alanlarıyla, camileri, üniversiteleri, ceza evleri, hastaneleri ve çılgın projeleriyle. 

Mobese kameraları bile yeni baştan konuçlandırılıyor kurulması düşünülen düzene göre, Atmler dizayn ediliyor yeniden Dolar ve Euro'yu da tanıyacak biçimde. Yasalar yapılıyor yeni baştan  kentsel dönüşüm adı altında, büyük şehir statüsü bütün şehire dönüştürülüp, köylerin ve beldelerin  finans kapitalce yutulmasının önü açılıyor, il genel meclisleri yok edilip kent oligarşisinin etki alanına sokuluyor, meydanlar kapatılıyor kitlelere, insanlar metroyla alt geçitler arasında, karınca sürüsü misali bir nizama girmeye yönlendiriliyor. 
              
Saydığım tüm bu düzenlemeler bir komplo edebiyatı değil, İstanbul kent burjuvazisinin küresel efendileriyle birlikte İstanbul'u yeniden dizayn etme planının bir bölümüdür  sadece , şehir plancıları , belediye meclisleri, imar komisyonları ,sanayi ve ticaret odaları ,borsa teşkilatları dahil tüm finans oligarşisi seferber olmuş durumdadır. Bu  reorganizasyonun  ekonomik  ve sosyolojik yönü  olduğu kadar siyasal yönüde vardır elbette, birazda meseleye  bu açıdan bakmamız gerektiğini düşünüyorum.
             
12 eylül 1980 anayasasının ve ona bağlı olarak yapılan seçim kanunlarının getirdiği avantajlarında desteğiyle ülkemizde büyük çoğunlukla hükümete getirilen siyasal islamın uyguladığı ulus devlet karşıtı neo liberal politikalar sonucu ,çoğu yasalar uluslararası sermayenin ülkemizde ithal ikame ye kavuşmasını sağlayan kulvarı açmıştır. Bu kulvarın açılması genelde merkezi devlet yapısını, özelde de yerel yönetimlerin yapısının değişikliğine neden olmuştur. Bu yeni yapılaşma yerel yönetimlerin yabancı sermayeyle ve uluslararası para fonlarıyla tanışmasına vesile olduğu gibi, peşindende özel sektörün kamu hizmetlerinin taşeronu olarak sahneye çıkmasını sağlamıştır. İşte yerel demokrasinin kırılma noktası, yada halk deyimiyle zurnanın zart dediği yer işte tam burasıdır sayın okurlar. 3030 sayılı eski yasanın yerine uygulamaya konan 5216 sayılı yeni yasa sayesinde kamu desteği en aza indirilerek, yerel yönetimler yatırım kapasitesi ve yetki alanları güçlendirilerek uluslararası sermayeye teslim edilmiştir.

Günümüzde İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer büyükşehir belediyelerinin bütçeleri incelendiğinde ve yurtdışı borçlanmalarına bakıldığında  pastanın  büyüklüğü net olarak gözükmektedir , ayrıca parasal ilişkiler irdelendiğindede görülecektirki  olayın boyutları  büyük orta doğu projesiylede ilişkisiz değildir, ülkemiz petrol zenginlerinin ve savaş ekonomisinden beslenen güçlerin yatırım alanına dönüşmüş durumdadır. 
            
İşte bu güçlerin yerli işbirlikçileri alt yapısı yasalarca hazırlanan bu yağmanın önümüzdeki seçimde belirlenecek olan aktörlerini hazırlama çalışmasını, KULÜPleriyle, CEMAATleriyle, LOBİleriyle, LOCAlarıyla, MEDYAlarıyla, FİNANS kuruluşlarıyla siyasal partileri kuşatma ve etkileme eylemleriyle, kulislerini sürdürmektedirler. İstanbul'un derin güçleri demekten başka bir sıfatla ifade edemediğim bu güçler, maalesef her platformda, her dinden, her ırktan, kendilerine sol yada sağ maske takmış işbirlikçiler ve truva atları bulabilmektedirler, daha şimdiden onlarca kamu oyu araştırma şirketi ve reklam direktörleriyle lojistik hazırlıklarını yapmaya ve gündemi yönlendirmeye başlamışlardır. Bu derin güçlere karşı ne yapılması gerekir sorusuna bence verilmesi gereken cevap, bu kentin aydınlarıyla, emekçileriyle, demokratlarıyla, devrimcileriyle tüm ulusalcı güçlerin, anti emperyalizm ortak paydasında birleşerek M.K.ATATÜRK'ün boğazdaki düşman gemilerini görünce söylediği gibi ''geldikleri gibi giderler'' şiarını hayata geçirmektir, bunun başka yolu yoktur, bulunduğumuz platformlarda demokratik katılımcı modelleri hayata geçirerek, namuslu, halkçı, devrimci, ulusalcı ve Atatürkçü  unsurların yönetim erklerine gelmesini ve  İstanbul halkının kent yönetiminde söz ve karar sahibi olmasını sağlamak bir zorunluluk halini almıştır. Hayat  bize İstanbul'u, küresel güçlere yağmalatmamayı, düşman çizmelerinin yerini almış bulunan dolar milyarderlerine peşkeş çekmemeyi dayatmaktadır. İstanbul 1453'ten beri bizimdir ve bizim kalmalıdır.Gün bekleme günü değil, seferberlik günüdür, gün direniş ve dayanışma günüdür, gün namusluların en az namussuzlar kadar cesur ve yürekli olduklarını ispatlama günüdür. Bu günlerin hilafetin İstanbuldan kovuldugu günlerden, 6. filonun denize döküldüiü günlerden farkı yoktur. Hep beraber hattı müdafa yoktur sathı müdafa vardır ve bu satıh bütün vatandır diyerek, yankee go home diyerek, kuvayi milliye ruhuyla, 68 ruhuyla ileri...

 
Etiketler: DERİN, İSTANBUL,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
04 Nisan 2018
CHP YE BÜYÜMÜ YAPTILAR.............VEYA SİYASETİN CİNLERİ
20 Mart 2018
SIĞ SOSYAL DEMOKRASİ..........SAĞ SOSYAL DEMOKRASİ.........SOL SOSYAL DEMOKRASİ.
20 Şubat 2018
İSTANBUL ÜZERİNE..
24 Ekim 2017
Kent Rantının Siyasetteki İz Düşümleri 2
24 Ekim 2017
KENT RANTININ SİYASETTEKİ İZ DÜŞÜMLERİ 1
26 Nisan 2017
BOP VE REFERANDUM ÜZERİNE...2
06 Nisan 2017
BOP VE ANAYASA REFERANDUMU ÜZERİNE...
22 Şubat 2017
Anayasalar tarihi ve MAHİR ÇAYAN'ın anayasa değerlendirmesi
29 Kasım 2016
FEODALİZM TASFİYE EDİLMEDEN , EMPERYALİZM YENİLEMEZ
21 Kasım 2016
KARTAL MİTİNGİ ÜZERİNE DEĞERLENDİRME...
23 Haziran 2016
İSTANBULDAN BİR BAŞKA KESİT TAKSİM MEYDANI PROJESİ
14 Haziran 2016
İSTANBULDAN BİR KESİT............BÜYÜKDERE CADDESİ....
06 Mayıs 2016
AĞIR OL DA MOLLA DESİNLER.....
27 Mart 2016
ACİL GÜNDEM.....CUMHURİYETİ SAVUNMAK
31 Ocak 2016
BÖYLE BUYURDU APO.......BÖYLE İSTEDİ DERVİŞ.....OLUR DEDİ KILIÇDAROĞLU
12 Ocak 2016
ÖZ ELEŞTİRİ.......
30 Aralık 2015
DİZAYN EDİLEN PARTİ....CHP ve KUVAYİ MİLLİYE RUHU
07 Ağustos 2015
TAŞeRONLAŞMA : Vahşi kapitalizmin görünmeyen yüzü....
16 Temmuz 2015
ANAMIZIN KIZLIK SOYADINI NEDEN SORAR BU BANKALAR
03 Temmuz 2015
KÜRESEL SERMAYENİN TAPINAKLARI AVM LER
16 Haziran 2015
TÜRK İSLAM SENTEZİ KÜRT İSLAM SENTEZİ VE YENİ OSMANLICILIK...
25 Mayıs 2015
YAŞASIN 27 MAYIS 1960 DEVRİMİ VE ANAYASASI
05 Mayıs 2015
RODRİGO YU DİNLERKEN.......
21 Nisan 2015
PARAN VARSA ADAY OL , PARAN YOKSA BAYRAK SALLA
21 Mart 2015
OPORTONİZM İN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ
28 Şubat 2015
AHLAK VE SİYASET
16 Şubat 2015
TECAVÜZ
13 Şubat 2015
Particilik bir sektörmüdür.
13 Şubat 2015
TÜRKİYE SİYASETİNDE BİR UCUBE... TDH ( Türkiye Değişim Hareketi )
25 Şubat 2013
KENT NASIL YÖNETİLİR....
Haber Yazılımı