Yazı Detayı
04 Haziran 2018 - Pazartesi 21:29
 
FETÖ -İKTİDAR İLİŞKİLERİ VE BERABER OLMAK.
Osman Demir
mimar_osman@hotmail.com
 
 
Fethullah Gülen hareketi, dini bir cemaat olarak ve bir sivil toplum hareketi gibi 1970 li yıllarda kendini geliştirmeye başladı ve 80 yıllarda darbe hukümeti ,ardından Özal hukümeti ile kuvvetlenip kök salmaya ve devlet birimlerine yerleşmeye başladı. O zaman ki adı ile ''cemaat''ın özelliği ayırım gözetmeden her iktidarla iyi olma ve kazan kazan anlayışı ile onu desteklemekti ve öylede yaptı.Halka temas eden ve oradan cemaatı büyüten İBADET TAKIMI  dediğimiz tabakanın halk la olan ilişkisi, fayda sağlama anlayışı ile son derece takdir edilen, milletle aynı frekansta ve pozitifti. Mesela Anadolu nun bir kasabasından, üniversiteyi kazanıp büyük şehirlere,yada tam tersi büyük şehirlerden Anadolu ya gidecek gençler için aileler hiç bir endişe duymadan ve zahmet çekmeden, cemaatten yardım ve hizmet alıyor, çocuklarını gönül rahatlığı ile severek kendileri gibi olan güvenilir ellere teslim edebiliyordu.Aileler, hiç oralara gidip,kayit yaptırma, ev, yurt, arkadaş arama ihtiyacı duymadan, çocuğu garajlarda karşılanıyordu.          En son Ak Parti dönemine gelecek olursak, cemaat artık, dal budak salmış ve çok güçlenmişti. Aynı şekilde bu iktidarla da çok iyi ilişkiler kurup geliştirdi. Hem kendisi hemde iktidar çok güçlüydü. Ayrıca dini bir cemaat olması hasebiyle, ve frekans uyuşması ile  dahada güven sağladı ve destek buldu.Her ne kadar Erdoğan ve Ak Parti Refah Partisinden kopmuş olsalar da, 2 yıllık bir parti olarak çok kısa bir zamanda tek başına iktidara geldiler.Yeterli hazırlıkları da, kadroları da yoktu. Cemaat denen yapı bunlara destek sağlayarak, iktidarın açığını kapamakla kalmadı, kendisi de özellikle, emniyet,yargı ve eğitimde kadrolaştı. İşte ,17-25 aralık yargı darbesi girişimi ve 15 TEMMUZ HAİN İŞGAL GİRİŞİMİNDEN sonra, bu ilişkiler muhalefet tarafından eleştirilip,'' BUGÜNE KADAR HEP BERABER YÜRÜDÜNÜZ'' ifadeleri ile Ak parti şablon cümlelerle suçlu gösterilip suçlandı. Bu yukarıda anlattıklarımız tabii ki yaşandı ve bu itibarla söylenenlerde yanlış değil. Hatta en yetkili merci olan sn Erdoğan bunu açıkça da itiraf etti. Ama öz eleştiri ve itiraf etme kültürümüz çok zayıf olduğundan, bunun üzerinden de ayrıca iktidara yüklenildi. Esas söyleyeceğim ve üzerinde durmak istediğim şu; ''HANGİ İKTİDAR OLSA, BU KADAR GÜÇLENMİŞ VE GÜCÜNDEN DE FAZLA GÖRÜNEN BU DİNİ VE MİLLİ HASSASİYET GÖRÜNÜMÜ VEREN o günkü adı ile GÜLEN CEMAATI İLE üç aşağı, beş yukarı AYNI İLİŞKİLERİ SÜRDÜRECEKTİ..Zira ortada sadece ülkemizde değil, yurt dışında yüzlerce ülkede,Türk bayrağı ile Türkçe eğitim veren, istiklal marşını okutan milli bir yapı vardı. Sol bir partinin başkanı ve dönemin başbakanı rahmetli Bülent Ecevit in,cemaatle ilgili övgü dolu sözlerini ve 28 şubat darbesinde askerlere karşı onları savunmasını çok iyi biliyoruz. Türkiye de kurum olarak, bu cemaat yapısına karşı olan ve kendini korumaya çalışan tek kurum TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İDİ. Oraya da sızdılar, yerleştiler bu ayrı bir konu. Ama ciddi tavır alan tek onları gördük, dolayısı ile ben tavırları çok net olan ve mücadele etmeye çalışan orduyu ayrı tutuyorum. Yoksa hatırlayın o meşhur, ABANT TOPLANTILARINDA liberalinden en soluna kadar, kimler katılmadı ki.Dolayısı ile her iktidar bu FETÖ ile yürüdü vede yürürdü.Belki Ak Parti biraz daha fazla yürümüş olmakla sorumluluğu daha fazla olmuş olabilir. En önemli olan kısım şu; ŞU VEYA BU ŞEKİLDE HER DÖNEM BÜYÜYEREK GELEN BU YAPI, İKTİDARA DEVLETE KAFA TUTUP, HER ŞEYİ YANİ TÜM ANAHTARLARI İSTEMEYE BAŞLADIĞI ZAMAN İKTİDARIN TUTUMU NASIL OLDU?. Dönemin Başbakanı ERDOĞAN, 2014 teki 17-25 aralık yargı darbesinden daha 4- 5 sene evvel, bunların gerçek yüzlerini görüp tavır koymaya başladı. Çok iyi takip edenler 2010-2011 senelerinde ,İÇTEN İÇE BAŞLAYAN bu bu ayrışmayı ve mücadeleyi öğrendiler ve köşelerde yazmaya başladılar.2012-2013 ler de dershane krizi gibi görünen ve MİT ve önemli üst düzey yerlere atama krizleriyle başlayan bu ayrışma daha önce başlamıştı. Erdoğan çok güçlü direnç gösterince, kendini güçlü gören cemaat bastırdıkça bastırdı, bastırdı ve istediği sonucu alamayınca, 17-25 aralık taki yargı darbesinin alt yapısını kurmaya başladı.Zaten en başından beri, başbakanından bakanlarına kadar dinlemediği, kayıt etmediği hiç bir şey kalmamıştı, şantaj yapacağı elinde epeyce veri toplamıştı. İşte BAŞKA NEREDEYSE HİÇ BİR SİYASİNİN YAPAMAYACAĞI  DURUŞU ERDOĞAN GÖSTERDİ. Bütün tehdit, şantaj ve kumpaslara rağmen, hiç taviz vermeden, kararlılıkla üzerlerine gitti ve onlar için ÇOK HAYATİ OLAN DERSHANELERİ  ÇOK HIZLICA KAPATTI .Buraya kadar kısmen alttan alta yürüyen mücadele artık su yüzüne çıkmaya ve açıktan yürümeye başladı.1 milyonu aşkın trajlı gazeteler, bir çok dergi ve tv leri olan bu yapı ile savaş vermeye başladı. İşte ne yazık ki, sonradan iktidarı suçlayan, muhalefet, bu mücadelede , demokrasi, baskı vs gerekçelerle fetö ya destek olmaya başladılar. En barizi dershanelerin kapanmasına karşı çıktılar, Bank Asya nın, Samanyolu ve bugün tv lerin kontröl altına alınmasına karşı çıktılar, BURALARI MESKEN TUTTULAR. İşte bütün bunlarda BERABER YÜRÜMEKTİR.  Daha hayati ve önemli olanı 17-25 aralık yargı darbesiydi. Bütün muhalefet bunu bir yolsuzluk operasyonu olarak görüp öyle tavır aldılar. Oysa ortada her yönü ile apaçık bir kurgu ve kumpas vardı. Pek tabii ki bu dinleme ve izlemeleri yaparken, hiç bir yolsuzluğa rastlanmadı demek değildir. Tabii ki yolsuzluk larda tesbit edildi, lakin dert o değildi. Burada da FETÖ ile TAM AĞIZ VE EYLEM BİRLİĞİ YAPIP İKTİDARI YIKMAYA ÇALIŞMAKTA FETÖ İLE BERABER YÜRÜMEKTİR. Başbakan Erdoğan kendi partisinden ve kabinesinden bile yeterli desteği tam olarak göremedi.Çok hızlı kararlı ve cesur bir hareketle yargı darbesine karşı koyuldu. Yolsuzlukla suçlanan bir iktidarın bunu yapması oldukça zordu.Hele muhalefetinde fetö nün borusunu çalmasına rağmen.Devlet resmi olarak FETHULLAH GÜLEN TERÖR ÖRGÜTÜ olarak bu yapının adını koydu. Bu çetin ve etkili savuşturmayı Erdoğan dan başkası da yapamazdı.Her ne kadar, fetö nun devlete sızıp yerleşmesi olarak anlatılsa da, Bu yapıyı çok iyi analiz edip tanıyan yazar Nedim ŞENER , CEMAAT DEVLETE SIZMADI, CEMAAT ZATEN DEVLETTİ, SN ERDOĞAN VE AK PARTİ CEMAATE SIZDI VE SONUNDA BU GÜÇLÜ YAPIYI BİTİRDİ. ERDOĞAN DAN BAŞKA BUNU HİÇ KİMSE YAPAMAZDI. Bu son tesbiti sadece Sn Nedim ŞENER değil, bir çok akademisyen ve yazarda söylemekte ve bu hakkı teslim etmektedir.İŞTE BURASIDA ÇOK ÖNEMLİDİR. 15 TEMMUZ HAİN İŞGAL GİRİŞİMİ ile karşılaştık.3 Helikopter dolusu özel kuvvet, Başbakan, Erdoğan ı yakalamaya yada öldürmeye çıktılar.Darbenin başarısız olduğu anlaşıldığı gece 03 sıralarına kadar Bahçeli hariç hiç bir siyasiden karşı duruş açıklaması gelmedi. Erdoğan dan başka kimse halkı direnmeye çağırmadı. Hatta bu çağrıya karşı çıktılar.. İşte esas FETÖ İLE BERABER YÜRÜMEK BUNLARDIR. Üstelik , hain ve işbirlikçi bir terör örgütü olduğu tescillendikten sonra. Milletimizin o gece verdiği kahramanca destansı mücadele her türlü takdire şayandır. Milletimiz, kısa sürede işin rengini ve ne olduğunu anlayıp, geleceğine kasteden bu HAİN NATO OPERASYONU VE İŞGAL GİRİŞİMİNİ TANKLARA ELLERİ İLE KARŞI KOYARAK TANKLARIN ALTINA YATARAK CANI İLE KANI İLE ÖNLEDİ. Burada HALKIMIZ, SN ERDOĞAN LA KENDİ KADERİNİ VE ÜLKENİN KADERİNİ BİR VE AYNI OLARAK GÖRDÜ.ERDOĞAN SEVGİSİ VE ERDOĞAN' a OLAN GÜVEN, BU DESTANSI MÜCADELEDE ÇOK BELİRLEYİCİ OLMUŞTUR..Bunu da unutmamak ve bu hakkı da teslim etmek ÇOK ÖNEMLİDİR. BERABER YÜRÜMEK kavramını bu hayati ve önemli gerçeklerle beraber değerlendirmek gerekiyor.  
 
Etiketler: FETÖ, -İKTİDAR, İLİŞKİLERİ, VE, BERABER, OLMAK.,
Yorumlar
Haber Yazılımı