301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
25 Aralık 2019 - Çarşamba 01:43
 
Kanal İstanbul..!
Özhan Mete
ozhanmetechp@gmail.com
 
 
Bundan birkaç yıl önce "Kanal İstanbul" Projesi Tayyip bey ve AKP tarafından ilk gündeme getirildiğinde tüm çevre koşulları, denizlere, canlılara ve balıklara vereceği zarar, ekonomik, sosyal ve jeolojik yansımalarının ne olabileceğini bile hesaba katmadan ilk başta şunu söylemiştim. Bu "Montrö'yü tartışmaya açar, sorun yaratabilir" demiştim. Karadeniz'de limanı olan Ülkeler, baştada Rusya olmak üzere eğer Montrö şartları bu kanaldada geçerli olmazsa zaten asla bunu kabul etmezler diye düşünmüştüm. Zira Montrö sadece Çanakkale'den İstanbul boğazını değil, Çanakkale'den başlayarak tüm Marmara Denizi'nide kapsar.
İşe askeri ve stratejik yönden baktığımızda Montrö'yü dikkate almadan bu stratejik projeyi yapamazsın. Karadeniz'de limanı olan Ülkeler'den hiç birisi bunu kabul etmez. Ancak eskiden beri Karadeniz'de deniz üssü kurmak, uçak gemileri gibi fazla tonajlı gemiler çıkarmak ve tabiki gereğinden fazla kalmak isteyip, ellerini kollarını Montrö'nün bağladığı ABD gibi bazı büyük emperyalist Ülkeler isteyebilirler. Kısaca benim anladığıma göre bu kanalı Montrö dışında tutmak büyük sorunlar oluşturur.
Montrö'yü zamanında kabul ederek imza atmış Ülke'lerden birisi bile itiraz etse o antlaşma bozulur ve Türkiye'nin elinde bulunan tüm avantajları kaybolduğu gibi boğazların güvenliği hakkındaki prestijide sıfıra iner. Bir kez dahada kimseyle böyle bir güzel anlaşmada tekrar imzalatamazsın.
Montrö'ye göre önceden haber vermeden, izin almadan hiçbir Ülke'nin savaş gemileri boğazlardan Karadeniz'e geçiş yapamıyor. O da belli bir süre ve tonilato ile sınırlı.
İşe ticaret açısından bakarsak bugün İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçiş yapan büyük tonilatodaki ticari gemiler kılavuz ve romorkör hizmetleri ile fener ve sağlık sıhhiye rüsumu olarak geçiş hizmet ücretleri ödüyorlar. Bunlarda tonajına göre hesap ediliyor. Eğer gemi kaptanı kılavuzluk ve romörkör hizmetleri talep etmiyorsa geminin tonajına göre sadece fener ve sağlık rüsumu geçiş ücreti tahsil ediyorsun. Hemde her hizmeti döviz üzerinden hesap ederek. Kılavuzluk ve romörkör hizmetlerini genelde büyük tonajlı ticari gemiler istiyor. Tonajı orta ve düşük gemiler ise talep ederlerse kılavuzluk ve romorkör hizmeti alıyorlar. İstemezlersede sadece tonajları üzerinden mecburi fener ve sıhhiye rüsumu ödeyerek geçebiliyorlar. Yani hiçbir yabancı ticaret gemisi boğazlardan herhangi bir ücret ödemeden bedava geçemiyor.
Bu durumda çoğunluğu ortalama 10 bin ton ve altında gemilerden oluşan geçişlerde hiç kimse yapılması düşünülen kanaldan bunlara ilave fazla bir Kanal ücreti ödeyerek geçmek istemez. Ayrıca Romanya ve Bulgaristan limanlarına gidenler haricinde diğer limanlara gidecek gemilerin yaktıkları yakıt ve zamanlama olarakta pek bir avantajları yok. Kaldıki her geçen yabancı 3 gemiden 2 tanesi genellikle Rus yada Ukrayna bayraklıdır. Yani orta ve doğu Karadeniz kıyılarına giderler.
Yapılan doğalgaz boru hatları ile malum olan Dünya'daki ticari kriz her geçen yıl gemi geçiş sayılarınıda azaltmaktadır.
Olaya ticari açıdan baktığımızda Ülkeye fazla bir avantajda sağlamıyor.
O zaman her türlü sosyal, siyasal, çevre ve jeolojik riskleri bir kenara atarak üstelik milyarlarca dolar harcanarak, Türkiye ekonomisine önemli bir yük daha getireceği aşikar olan bu Kanal'ın Türkiye'ye ne faydası olacaktır?. Sn.Tayyip beyin inatlaşması ve birilerine rant yaratmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Ekonomiyi canlandırıp, büyütmesi yada gerekli olan üretim ekonomisine geçilmesinede bir faydası olamaz.
Şimdi ticari gemiler günlerce bekliyor diye bahaneler üretiliyor. Bu işin içinden gelen birisi olarak ben bildim bileli İstanbul ve Çanakkale boğazında sis yada fırtına yani senede beklide bir kaç kez yaşanan olumsuz hava koşulları dışında ciddi bir birikme de yok. Olumsuz ava koşullarında bile en çok 3-4 gün beklenip yine geçiliyor. Ufak gemiler ise yoğun sis ve fırtına olmazsa zaten vızır vızır geçiyor. Kaldıki bu da Türkiye'nin çok önemli bir sorunu değil. Gemiler bekletildi diye kimseye bir tazminat ödemiyorsun. Liman hizmetlerini yoğunlaştırıp, güvenlik önlemlerini alırsan bu tür şikayetleride çözersin.
Kaza risklerine gelince; ufak tefek dümen kitlenmeleri yada arıza nedeniyle yalılara bindiren sıkça olmayan kazalar dışında bugüne kadar sadece bir tek "İndepentand" adlı bir ham petrol taşıyan tanker kazasını hatırlıyorum. Kaldıki yeni yapılması düşünülen Kanal'da da bir kaza olup/olmayacağının garantisi yoktur. Hele şimdiden yakın çevresindeki boş arazi ve arsalar rant ve pazarlamaya açılmışken.
Yukarda fazla ayrıntıya girmeden, rakamlarla kafaları fazla bulandırmadan birde Türkiye ve bilhassa İstanbul Halkının taleplerine bakalım. Acaba bu projenin hayata geçmesini istiyorlar mı?
Birçok araştırma ve anketlerin taraflı olabileceğini düşünerek, bunu anlamanın en doğru ve demokratik yolu Referandum'dur. Geçmişte iktidar güçleri olduğunda herşeyi Referandum'a götürmeye alışmış Sn.Tayyip Bey bu sefer buna cesaret edemiyor.
Birincisi bu projeye aklı olan ve düşünen, ekonomik olarak ezilen büyük çoğunluğun bu şartlar altında "hayır" diyeceklerini biliyorlar. İkincisi ise düne kadar Tayyip Bey'in herşeyine evet diyenlerin azaldığı ve taraf değiştirdiği mevcut durumda yapılacak bir "Referandum" un zaten sallantıda olan iktidarlarını tamamen tartışmalı hale getireceğini biliyorlar. Cumhur İttifakı'nın küçük kanadı MHP'nin ise olaya sadece Türkiye'nin bekaası olarak bakarak, buna aklı yatmasada yinede projeye kerhen destek vermeye çalışarak, siyasi nedenlerle onlarda Referandum'dan kaçıyor.
Bu durumda Referandum yapılmadığı takdirde; esas birinci derecede İstanbul'dan ve burda yaşayanlardan sorumlu olan B.Ş.Belediyesi Sn.İmamoğlu'nun önderliğinde bu ucu belirsiz işin içinde olmayacağını açıklamıştır. Bence doğru bir yaklaşımdır. Kendisini tebrik ediyorum. Bu önemli konuda Meclis üyelerinin çoğunluğunun iktidarın elinde olmasıda fark etmez. Burda önemli olan açık ara seçilmiş bir Başkan olarak İstanbul Halkına yapılacak yanlışlar karşısında gösterdiği dik duruş ve faziletli davranış ile işin oldu bittiye getirilmesini engellemektir. Kaldıki kendisi yine aldığı çok yerinde bir kararla çalıştaylar yaparak Halkı tamamen aydınlatacaktır.
Hükümete gelince yapacağı iş şudur. Öncelikle tarafsız akademisyenlerle işin jeolojik, sosyal ve ekonomik boyutlarını adaletli bir şekilde tartıştırmak ve Halkı doğru bilgilendirmektir. Bu projenin arkasında kim yada kimlerin olduğunu? kimlere rant sağlayacağını? saklayarak oldubittiyle Halkı ikna edemezler. O işler artık geçmişte kaldı.
Tabiki sadece bu da yetmez. Birde işin askeri, siyasi ve uluslararası boyutları vardır. Bu da Ordu'dan yetişmiş eski üst düzel Komutanlar ile bugüne kadar dış siyasetteki liyakatli ve objektif kimselerle işin siyasi ve askeri boyutlarının tartışmaya açılmasını sağlamak ve muhtemel gerçekleri korkmadan Halkın gözleri önüne sermek gerekir.
Böyle önemli bir konuda Sn.CB'nın malesef Halk ve Muhalefet Partileri ile inatlaşarak "Ben yaparım olur" gibi dayatması herşeyden önce demokratik olarak yanlıştır. Bir otoyol yada köprü yapılmıyor. Bir Ülke'nin Uluslararası anlamda askeri, siyasi ve stratejik konumu ile Dünya'nın en önemli şehrinin fiziki ve jeolojik yapısı değiştirilmeye çalışılıyor.
Son olarak bu işler daha çok su kaldırır. Herşey bir yana en önemlisi Halkın çoğunluğunun ekonomik beklentilerini bir kenara atmak, "kendi kendini ve bir avuç yandaşları tatmin etmeye çalışmak..!" ciddi bir hatadır. Bunun siyasi bedeli ağır olur. Bugün sıcağı sıcağına, siyasi menfaatleri gereği alkışlayanların yarın acı gerçeklerle yüze gelince bu destekten geri adım atmayacakları, iktidarı yolda bırakmayacakları garanti değildir. Buna ilerde en doğru kararı ise Halk ve İstanbul'da yaşayanlar verecektir, vermelidir.
 
Etiketler: Kanal, İstanbul..!, ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
31 Ekim 2019
Cumhuriyet'in 96.Yılı ve Değişen Siyasi Dengeler
30 Eylül 2019
İstanbul Depremi ve Siyaset Gündemi
10 Ağustos 2019
Kaz Dağları, Yabancı İşgali ve Çevre Katliamı...
30 Temmuz 2019
Suriye'li Göçmen Sendromu..!
25 Haziran 2019
Büyük Zafer İstanbul ve Türkiye'ye Hayırlı Olsun
10 Haziran 2019
Nerede Kalmıştık?
13 Mayıs 2019
Herşey Çok Güzel Olacak
20 Nisan 2019
İstanbul'da İş Bitti Tekrar Seçim Çok Düşük Olasılık...
01 Nisan 2019
Zafer Dürüstlük ve Samimiyetle Çalışanlarındır
18 Şubat 2019
CHP'deki Başarı Atamalardaki Adalete Bağlı
21 Ocak 2019
Sorun..! Cumhuriyet Tarihinin En Düşük Halk Desteği.
27 Aralık 2018
2019'a Beş Kala Türkiye
26 Kasım 2018
Yerel Seçimlere 4 Ay Kala Siyasetin Durumu
28 Ekim 2018
Yerel Seçimlerde AKP Zorda, CHP Avantajda.
21 Eylül 2018
Yerel Seçimler Öncesi CHP'de "ön seçim" Tartışmaları.
28 Ağustos 2018
Büyük Taarruz ve Zafer'in 96. Yılında Türkiye
02 Ağustos 2018
CHP'de Genel Başkanlardan Önce Zihniyetler Değişmelidir
21 Temmuz 2018
CHP'de Zamansız Kongre Girişimleri
28 Haziran 2018
İkinci Tura Kalacağı Umutla Beklenen Başkanlık'ta Sürpriz..!
08 Haziran 2018
OHAL ve Topal Demokrasi ile Gidilen Seçimler
26 Mayıs 2018
Türkiye`de Gerçek Demokrasiye 30 Gün Kala
04 Mayıs 2018
CHP Adayı ve Başarılı İttifak Süreci
23 Nisan 2018
23 Nisan'da CHP'nin Demokratik Özverisi
03 Nisan 2018
Türkiye'nin Durumu ve Seçimler
21 Mart 2018
CHP'de Örgüt Beklentisi Dışında Bir Tüzük
18 Şubat 2018
CHP’de Çok Önemli Tüzük Kurultayı
09 Şubat 2018
CHP'de 36 ncı Kurultay Yorumum ve Örgütün Beklentileri
25 Ocak 2018
Afrin Harekatı ve CHP Kongresi...
16 Ocak 2018
Kadıköy'ün İstanbul Olduğu Gerçeği ve İl Kongresi...
14 Aralık 2017
Farklı Gündemler Yaratıp, Bundan Medet Umanlar
22 Kasım 2017
Dereye Düşenlerin Tutunacak Dal Arayışı...
29 Ekim 2017
Cumhuriyetimizin 94. Yılını Kutlarken
19 Ekim 2017
AKP Her Geçen Gün Eriyor CHP ise Yükseliyor
21 Eylül 2017
Bu Kongrelerin Önemi Çok Büyük
28 Ağustos 2017
CHP’de Kongreler ve Seçimler Süreci Başlıyor
25 Temmuz 2017
Cemaat, Tarikat ve Biatçılıktan Ders Çıkarmak
10 Temmuz 2017
Adaleti Sevmeyenlere İlk Uyarı Başarıldı
25 Haziran 2017
#Adaletsiz Siyaset Olmaz
14 Haziran 2017
CHP'de Bir Dürüstlük Sembolünü Anarken
25 Mayıs 2017
Kurucu Parti Sıfatını Korumak ve Halka Güven Vermek
05 Mayıs 2017
Yüzde 49'un Başkan Adayları ve CHP'nin Misyonu
22 Nisan 2017
Muhalefeti Güçlendiren Bir Referandum ve CHP
06 Nisan 2017
Referandum'mu yoksa Genel Seçim mi?
10 Mart 2017
Mehter Marşıyla Gelip İzmir Marşıyla Gitmek
12 Şubat 2017
Yeni Anayasa İçin Referanduma Giderken
27 Ocak 2017
Bir Türk ve Bir Japon
04 Ocak 2017
Umut Beklenen Yeni Yıl'da Yine Kan ve Terör
21 Aralık 2016
Terörün adı istihbarat mı yoksa Feto zafiyeti mi?
22 Kasım 2016
Başkanlık Sistemi, Referandum ve CHP
30 Ekim 2016
Cumhuriyet'in 93 ncü Yılında Türkiye
07 Ekim 2016
Çete Mücadelesi mi? Muhalif Tasfiyesi mi?
26 Ağustos 2016
Darbe ve Feto Çetesinden Medet Uman Sözde Demokratlar
14 Ağustos 2016
Darbecilere Karşı Kesin Duruş Ancak İade-i İtibarla Olur.
10 Ağustos 2016
Ulusal Birliktelik Çok Güzel...Ya sonrası...
01 Ağustos 2016
Cemaat Ayaklanması ve Bursa Nutku
17 Temmuz 2016
Bu Seferde ''DARBENEKON'' olmasın
09 Temmuz 2016
Bir Aylık Ayrılık ve Hasret Bitti
06 Haziran 2016
CHP'de "Çoban Ateşi" İkinci Ayak İstanbul
29 Mayıs 2016
Kıvırmanın kolayı: Bilmiyordum, Bilmiyorduk
17 Mayıs 2016
CHP'de Yenilenme Çabaları ve Edremit Mitingi
07 Mayıs 2016
Hangi Hakkın Helali?
27 Nisan 2016
23 Nisan Demokrasi Yolunu Açan Sivil Bir Devrimdir
19 Nisan 2016
Dokunulmazlık Çelişkisi
11 Nisan 2016
Bekaroğlu ve Ensar Vakfı
01 Nisan 2016
1 Nisan ve İnsan Hakları
17 Mart 2016
İlan Edilmemiş "Olağanüstü Hal"
12 Mart 2016
Validebağ'da Hayvansal Vahşet..!
29 Şubat 2016
İBB'nin Kadıköy İçin Siyasi Ve Rantsal Kararı
21 Şubat 2016
CHP'de Birbirine Tahammülsüzlük Neden?
09 Şubat 2016
Laiklik, Terör ve Köy Enstitüleri
27 Ocak 2016
Şimdide CHP'de Atatürk Posteri Polemiği
20 Ocak 2016
CHP'de Kurultay'ın Ardından
12 Ocak 2016
Büyük Kurultaya Giderken
03 Ocak 2016
Sn.Cemal Canpolat İstanbul'u Neden ve Nasıl Kazandı?
29 Aralık 2015
CHP İstanbul İl Kongresi Ardından
22 Aralık 2015
CHP'de Makas Aralıkları Daralıyor
13 Aralık 2015
CHP Kadıköy Seçimlerine Belediye Damgası
20 Kasım 2015
Delege Sistemi Kaldırılmalıdır
05 Kasım 2015
CHP Neden? Seçimi Kaybetti...
02 Kasım 2015
Acı Veren Sonuç ve CHP'de Yapılması Gerekenler
29 Ekim 2015
92'nci Yıl Kutlanmaya Çalışılırken
12 Ekim 2015
Geliyorum Diyen Katliam ve İnsanlık Dramı
03 Ekim 2015
Öncelikle "BARIŞ" ın Adı Konmalıdır
15 Eylül 2015
"CHP Emekçi Kendi İç Dinamiklerine Sahip Çıkmalıdır"
29 Ağustos 2015
Yine Kutlama Yasağı ve Sözde Açılım
21 Ağustos 2015
AKp'nin İstediği Ortam Yaratılıyor.
13 Ağustos 2015
Yangını Söndürecek Tek Çözüm 4 lü Koalisyon
23 Temmuz 2015
Beklenen Sonuç ve Dinmeyen Gözyaşları..!
10 Temmuz 2015
Chp'ye Utanmazca "Dinsiz Parti" Yakıştırması
05 Temmuz 2015
"Ülküsünü İnkar Eden Zavallı Bir Siyasetçi"
29 Haziran 2015
Chp-Akp koalisyonu kolay Gerçekleşmez....
18 Haziran 2015
Sn.Bahçeli..! Aklını Başına Al ve İyi Düşün....
10 Haziran 2015
Sonuç: Nafile Koalisyon yada Erken Seçim...
31 Mayıs 2015
31 Mayıs, Gezi Parkı ve Siyaset
29 Mayıs 2015
CHP Seçimlerden 1 nci Parti Çıkabilir...Ancak..!
23 Mayıs 2015
CHP'nin Başarısı Bir Başka Partiye Bağlı Değildir.
15 Mayıs 2015
CHP İstanbul Son Hızla Çalışıyor
Haber Yazılımı