301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
30 Temmuz 2019 - Salı 00:12
 
Suriye'li Göçmen Sendromu..!
Özhan Mete
ozhanmetechp@gmail.com
 
 

Yıl başından beri devamlı Yerel Seçimlere odaklandık ve Ülke geleceği açısından en büyük tehlikeyi unuttuk. Bu öyle bir tehlikedirki ilerdeki süreçlerde Halkımızın daha çokta çocuklarımızın geleceğini yakından ilgilendirecektir. 

 

Suriye ve Suriye'liler.

 

Bugün kime sorsak Ülke'deki sorunların başında hayat pahalılığı, işsizlik, enflasyon ve terör akıllara gelir. Suriye ve göç sorunu ise hep 3. yada 4. plana atılır. Bana göreyse Ülkenin önündeki en büyük sorun hatta tehlike başta Suriye olmak üzere diğer bazı müslüman Ülkelerden gelen göç dalgasıdır.

Türkiye'de işsizlik rakamları yükseliyorsa, suç oranı her geçen gün artıyorsa, sağlık sorunları tavan yaptıysa, bilinemeyen ve teşhis konulamayan hastalıklardan insanlar ölüyor ve bunlar en kestirmeden kalp yada beyin olarak geçiştiriliyorsa bunların sebebi hep alınan göçlerdir.

 

Tabiki bunu sadece Suriye'liler olarakta nitelendiremeyiz. Afganistan, bazı müslüman Afrika Ülkeleri ile Doğu'daki Türk Cumhuriyetlerinden göçenleri, kaçak olarak çalışanlarıda sayabiliriz. Tabiki esas gündem resmi olarak 4.5 milyon, kayıtdışı olanlarla birlikte 6 milyon civarı olduğu iddia edilen Suriye'lilerdir.

Avrupa bunların içinden binlerle ifade edilecek rakamlarla eğitimli ve paralı olan kişi yada aileleri kabul etmiş diğer çoğunluk cahil ve yoksul kesim Ülkemizin başına kalmıştır. Bunların şu an gidebilecekleri hiçbir yerde yoktur. Bu etaptan sonra insani olarak Suriye Yönetimi ile diyalog kurmadan, can emniyetlerini sağlamadan tekrar Suriye'ye geri göndermek gibi bir durumumuzda kalmamıştır. Zaten bu zorlamada yanlıştır.

 

Tek çözüm Suriye Yönetimi ve Esad ile ne pahasına olursa olsun oturup konuşmak ve bir şekilde uzlaşıp, anlaşmaktır. Bu görüşmeler ve Suriye'nin toprak bütünlüğü için göstereceğimiz çabalar ilerde Suriye'de Fırat'ın Doğusuna yapılacak muhtemel terör operasyonunada katkısı olabilir.

 

Şu unutulmamalıdır. Esad Suriye'nin başı ve tek yetkilisidir. Nerdeyse tüm Batılı Ülkeler, ABD ve Rusya'nın artık bunu kabul ettiği bir yerde kendisiyle zıt gitmek ve onu kaale almamak hele bu etaptan sonra yanlıştır. 

 

Olayları oluruna bırakıp, bilhassa mezhepsel olarak Esad düşmanlığı ile onun Yönetimini muhatap olarak almazsak şunu çok iyi bilelimki Esad'ın Suriye'li  mültecilerin geleceği konusunda eli hiçbir zaman kımıldamaz.. Hele ABD, Rusya ve Batılı Ülkelere kendisini kabul ettirmişken.                           
    
Neden kımıldamaz? 

 

Birincisi; Bu göçmenlerin tamamının kendi yönetimine muhalif olduğunu ve önündeki olabilecek muhtemel seçimlerin akibetini düşünür.                                
        
İkincisi; savaş nedeniyle bozulan kendi Ülke ekonomisinde Suriye'den kaçan yoksul nüfusun sorun ve ağırlık olacaklarını biliyor. Halbuki kontrolundaki Suriye topraklarda yine kendi kontrolunda olan mevcut Bağaz Rejimini destekleyen daha zengin Merkez nüfusuyla muhalif hareketler olmadan daha rahat, güvenli ve özgürce hareket edebiliyor. En azından şimdilik bu nüfusa ekonomik olarak yeterli gelebiliyor.

 

Üçüncüsü; ve daha önemlisi kendisine göre bir kısmı radikal olan bu sünni müslümanları Suriye topraklarında kendi hakim olduğu bölgelerde tuttuğu müddetçe daima batı dünyasının hedefi haline geleceğini ve tabiki ABD ve İsrail tehditinide düşünüyor. İsrail'in başında zaten bir İran ve Filistin tehditi varken  komşusu İsrail'in Suriye'ye yakın kuzey sınırını kendisinin ise güney sınırını kendi inisiyatifindeki güçlerde tutmanın ve buraya radikal müslüman muhalifleri yaklaştırmamanın İsrail'e karşı ilerde kendisinin daha güvende olacağının hesaplarını yapıyor. 

Kısaca Türkiye'den adım atılmadığı, diyalog kurulmadığı müddetçe mevcut durum Esad Yönetiminin işine gelmektedir. Dış siyasetteki yıllarca var olan teamüllerimiz bir anda değişince zaaflarımız ortaya çıkmış, "Ortadoğu eş Başkanlığı"nın aldatmaca olduğu da anlaşılınca Ülkemizi Yönetenlerin Esad'a karşı olan sempatileri bir anda antipatiye dönüşmüştür. Böylece yeni üretilen birçok tehditin ortasında kalınmıştır. 

 

Bunlardan biriside "göç sendromu" dur.

 

Esad'ın umurunda bile olmayan bu mevcut durum aslında bizimde umurumuzda değil gibi görülüyor. Yani bu Suriye'li dalgasını Türk Hükümeti'de benimsemiş gibi bir duruş gösteriyor. Göçmenlere devamlı sahip çıkılarak gelmeleri önlenemiyor. Aklımıza şu sorularda geliyor; Acaba şehirlerden uzaklara yapılan o koskoca  "Şehir Hastaneleri" bunlar için mi yapıldı? İlerde çevreleri "Uydukentler" haline  getirilip buralara Suriye'li mültecilermi yerleştirilecek? hatta dahada ilerisi buralar Devlet içinde Devlet gibi "eyalet" lere mi dönüştürülecek? 

 

Son yıllarda gelen bu göç dalgası neticesinde sıkça olan doğumlarla Suriyeli nüfusu her geçen gün artıyor. Türkiye'de doğan her Suriye'li bebek kimlik verilerek TC yurttaşı oluyor. Öncelikle gelenlerin birçoğu şu anda 6-7 yaşlarına geldiler. Bunlar 18 yaşında oy kullanacaklar..! Hatta ailelerinide yanlarında tutup onlarıda TC yurttaşı yapabilecekler. Umutlarını Suriye Devleti ve ordaki topraklarından keserlerse zaten başka çareleride kalmayacak. Hiç kimse vatansız ve mekansız kalmak istemez.

 

Pekala çare nedir?

 

Yukarda belirttiğim gibi gerek ekonomi, gerek sosyal yaşam, gerekse siyasi olarak bu göçmenlerin şehirler yerine Kamp'larda tutulmaları şart olmuştur. Bugüne kadar şehirlere sızmış, sokak, park yada virane evlerde kalanların toplanarak bu kamplara yerleştirilmeleri gerekir. Belki birçoğumuza acı gelebilir ama şimdilik başka çare yoktur. Bunlar her geçen gün Türk Halkı için potansiyel tehlike haline gelmiş ve gelmektedir.                          
             

Hatta batılı Ülkelere gitmek için kaçanlar olsada  engellenmemelidir. 

 

Sebepleri ise;

 

Birincisi; Ülkeye gelecek muhtemel göçmenler açısından bir çaydırıcılık olabilir. Zira hiç kimse göçmen kamplarında kalmak istemez. Bunların bir kısmı iş ve para için bir umut olarak buralara geliyor. Bir kısmı Batı Ülkelerine atlayabilmek için Türkiye'yi yol güzergahında basamak olarak görüyor. Diğer bir kısmıda erkekleri Suriye'de savaşmakta olup, rejimden kaçan yaşlılar, kadın ve çocuklar. İşte bu 3 farklı eğilimle kaçıp  gelenleri birbirinden çok iyi ayırt etmek ve ona göre önlemler almak gerekir. 

 

İkincisi ise; Dünya kamuoyunun gözleri bu yoğun nüfuslu kampların üzerinde olacaktır, maddi ve sosyal yardımlar için ya ellerini ceplerine atacaklar yada bu insanların hiç istemedikleri şekilde kendi Ülkelerinede sızmaları tehlikesini göze alacaklardır. Bu arada aktivistler ve çeşitli STK'ların gözü bu kamplarda olacak, umursamaz batılı Ülkeler  harekete geçmek zorunda kalacaklardır. Sonuçta siyasi çözüm üretmeleri hatta Esad'a baskı yapmalarıda gündeme gelebilecektir. 

 

Her geçen gün kangren olan, güvenlik, eğitim, sağlık ve en baştada ekonomik sorun haline gelen milyonlarca Suriye'li ve diğer bazı Ülkelerin göçmenlerinin mevcut durumları yıllardır Türkiye'nin başında olan terör belasından çok daha büyük bir tehlike arz etmektedir.             
                                   

Zira göçmenlerle mücadele etmeye kalktığında dış kamuoyu gözünde karşında bir terörist değil, en azından şimdilik masum sayılacak insanlar ve çocuklar olacaktır. Kaldıki teröristleri bile mazur gören anlayış işin başlarına kalacağını görünce Suriye'lileri kıymete bindirip, bize karşı koz olarakta kullanabilir. 

 

Her türlü olasılıkta iş zordur ama imkansız değildir. Bunların neticeleri ve riskleri gözönüne alınmalıdır. Zaten bugünkü Dünya ve Bölgemiz şartlarında risk almayan bir siyasetin başarılı olması da mümkün değildir.

 

Yıllardır hiçbir Ülkeden fayda görmeden, tersine teröre verdikleri dış desteğe rağmen önemli bir efor sarfeden, onbinlerce şehitler veren Türkiye tam bunla baş edeyim derken birde üzerine "Suriye'li Göçmen Sendromu" ile başbaşa kalabilir.

 
Etiketler: Suriye'li, Göçmen, Sendromu..!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
07 Aralık 2020
Asgari Ücret ve Corona İlişkisi...
28 Ekim 2020
Cumhuriyet'in 97 nci Yılı Ve Türkiye...
16 Ekim 2020
İttifak İçine Girebilmek İçin Önce HDP Değişmelidir.
03 Ekim 2020
CHP'de Klavye Kabadayılığı
25 Temmuz 2020
CHP 37. Olağan Kurultay'ı.
30 Haziran 2020
CHP Kurultay'ları Ciddiye Alınmalıdır.
05 Haziran 2020
Amaç CHP'yi Karıştırmak HDP'yi Kışkırtmak.
13 Mayıs 2020
Ülke Ekonomileri ve Virüs İlişkisi.
02 Mayıs 2020
Corona Devam Ediyor Peki Siyaset Ne Yapıyor?
26 Nisan 2020
Covit-19 ve Aklıma Takılanlar...
22 Mart 2020
Sadece "yasak" getirmekle olmuyor...
31 Ocak 2020
Vah Vatandaşım Vah..!
25 Aralık 2019
Kanal İstanbul..!
31 Ekim 2019
Cumhuriyet'in 96.Yılı ve Değişen Siyasi Dengeler
30 Eylül 2019
İstanbul Depremi ve Siyaset Gündemi
10 Ağustos 2019
Kaz Dağları, Yabancı İşgali ve Çevre Katliamı...
25 Haziran 2019
Büyük Zafer İstanbul ve Türkiye'ye Hayırlı Olsun
10 Haziran 2019
Nerede Kalmıştık?
13 Mayıs 2019
Herşey Çok Güzel Olacak
20 Nisan 2019
İstanbul'da İş Bitti Tekrar Seçim Çok Düşük Olasılık...
01 Nisan 2019
Zafer Dürüstlük ve Samimiyetle Çalışanlarındır
18 Şubat 2019
CHP'deki Başarı Atamalardaki Adalete Bağlı
21 Ocak 2019
Sorun..! Cumhuriyet Tarihinin En Düşük Halk Desteği.
27 Aralık 2018
2019'a Beş Kala Türkiye
26 Kasım 2018
Yerel Seçimlere 4 Ay Kala Siyasetin Durumu
28 Ekim 2018
Yerel Seçimlerde AKP Zorda, CHP Avantajda.
21 Eylül 2018
Yerel Seçimler Öncesi CHP'de "ön seçim" Tartışmaları.
28 Ağustos 2018
Büyük Taarruz ve Zafer'in 96. Yılında Türkiye
02 Ağustos 2018
CHP'de Genel Başkanlardan Önce Zihniyetler Değişmelidir
21 Temmuz 2018
CHP'de Zamansız Kongre Girişimleri
28 Haziran 2018
İkinci Tura Kalacağı Umutla Beklenen Başkanlık'ta Sürpriz..!
08 Haziran 2018
OHAL ve Topal Demokrasi ile Gidilen Seçimler
26 Mayıs 2018
Türkiye`de Gerçek Demokrasiye 30 Gün Kala
04 Mayıs 2018
CHP Adayı ve Başarılı İttifak Süreci
23 Nisan 2018
23 Nisan'da CHP'nin Demokratik Özverisi
03 Nisan 2018
Türkiye'nin Durumu ve Seçimler
21 Mart 2018
CHP'de Örgüt Beklentisi Dışında Bir Tüzük
18 Şubat 2018
CHP’de Çok Önemli Tüzük Kurultayı
09 Şubat 2018
CHP'de 36 ncı Kurultay Yorumum ve Örgütün Beklentileri
25 Ocak 2018
Afrin Harekatı ve CHP Kongresi...
16 Ocak 2018
Kadıköy'ün İstanbul Olduğu Gerçeği ve İl Kongresi...
14 Aralık 2017
Farklı Gündemler Yaratıp, Bundan Medet Umanlar
22 Kasım 2017
Dereye Düşenlerin Tutunacak Dal Arayışı...
29 Ekim 2017
Cumhuriyetimizin 94. Yılını Kutlarken
19 Ekim 2017
AKP Her Geçen Gün Eriyor CHP ise Yükseliyor
21 Eylül 2017
Bu Kongrelerin Önemi Çok Büyük
28 Ağustos 2017
CHP’de Kongreler ve Seçimler Süreci Başlıyor
25 Temmuz 2017
Cemaat, Tarikat ve Biatçılıktan Ders Çıkarmak
10 Temmuz 2017
Adaleti Sevmeyenlere İlk Uyarı Başarıldı
25 Haziran 2017
#Adaletsiz Siyaset Olmaz
14 Haziran 2017
CHP'de Bir Dürüstlük Sembolünü Anarken
25 Mayıs 2017
Kurucu Parti Sıfatını Korumak ve Halka Güven Vermek
05 Mayıs 2017
Yüzde 49'un Başkan Adayları ve CHP'nin Misyonu
22 Nisan 2017
Muhalefeti Güçlendiren Bir Referandum ve CHP
06 Nisan 2017
Referandum'mu yoksa Genel Seçim mi?
10 Mart 2017
Mehter Marşıyla Gelip İzmir Marşıyla Gitmek
12 Şubat 2017
Yeni Anayasa İçin Referanduma Giderken
27 Ocak 2017
Bir Türk ve Bir Japon
04 Ocak 2017
Umut Beklenen Yeni Yıl'da Yine Kan ve Terör
21 Aralık 2016
Terörün adı istihbarat mı yoksa Feto zafiyeti mi?
22 Kasım 2016
Başkanlık Sistemi, Referandum ve CHP
30 Ekim 2016
Cumhuriyet'in 93 ncü Yılında Türkiye
07 Ekim 2016
Çete Mücadelesi mi? Muhalif Tasfiyesi mi?
26 Ağustos 2016
Darbe ve Feto Çetesinden Medet Uman Sözde Demokratlar
14 Ağustos 2016
Darbecilere Karşı Kesin Duruş Ancak İade-i İtibarla Olur.
10 Ağustos 2016
Ulusal Birliktelik Çok Güzel...Ya sonrası...
01 Ağustos 2016
Cemaat Ayaklanması ve Bursa Nutku
17 Temmuz 2016
Bu Seferde ''DARBENEKON'' olmasın
09 Temmuz 2016
Bir Aylık Ayrılık ve Hasret Bitti
06 Haziran 2016
CHP'de "Çoban Ateşi" İkinci Ayak İstanbul
29 Mayıs 2016
Kıvırmanın kolayı: Bilmiyordum, Bilmiyorduk
17 Mayıs 2016
CHP'de Yenilenme Çabaları ve Edremit Mitingi
07 Mayıs 2016
Hangi Hakkın Helali?
27 Nisan 2016
23 Nisan Demokrasi Yolunu Açan Sivil Bir Devrimdir
19 Nisan 2016
Dokunulmazlık Çelişkisi
11 Nisan 2016
Bekaroğlu ve Ensar Vakfı
01 Nisan 2016
1 Nisan ve İnsan Hakları
17 Mart 2016
İlan Edilmemiş "Olağanüstü Hal"
12 Mart 2016
Validebağ'da Hayvansal Vahşet..!
29 Şubat 2016
İBB'nin Kadıköy İçin Siyasi Ve Rantsal Kararı
21 Şubat 2016
CHP'de Birbirine Tahammülsüzlük Neden?
09 Şubat 2016
Laiklik, Terör ve Köy Enstitüleri
27 Ocak 2016
Şimdide CHP'de Atatürk Posteri Polemiği
20 Ocak 2016
CHP'de Kurultay'ın Ardından
12 Ocak 2016
Büyük Kurultaya Giderken
03 Ocak 2016
Sn.Cemal Canpolat İstanbul'u Neden ve Nasıl Kazandı?
29 Aralık 2015
CHP İstanbul İl Kongresi Ardından
22 Aralık 2015
CHP'de Makas Aralıkları Daralıyor
13 Aralık 2015
CHP Kadıköy Seçimlerine Belediye Damgası
20 Kasım 2015
Delege Sistemi Kaldırılmalıdır
05 Kasım 2015
CHP Neden? Seçimi Kaybetti...
02 Kasım 2015
Acı Veren Sonuç ve CHP'de Yapılması Gerekenler
29 Ekim 2015
92'nci Yıl Kutlanmaya Çalışılırken
12 Ekim 2015
Geliyorum Diyen Katliam ve İnsanlık Dramı
03 Ekim 2015
Öncelikle "BARIŞ" ın Adı Konmalıdır
15 Eylül 2015
"CHP Emekçi Kendi İç Dinamiklerine Sahip Çıkmalıdır"
29 Ağustos 2015
Yine Kutlama Yasağı ve Sözde Açılım
21 Ağustos 2015
AKp'nin İstediği Ortam Yaratılıyor.
13 Ağustos 2015
Yangını Söndürecek Tek Çözüm 4 lü Koalisyon
23 Temmuz 2015
Beklenen Sonuç ve Dinmeyen Gözyaşları..!
10 Temmuz 2015
Chp'ye Utanmazca "Dinsiz Parti" Yakıştırması
05 Temmuz 2015
"Ülküsünü İnkar Eden Zavallı Bir Siyasetçi"
29 Haziran 2015
Chp-Akp koalisyonu kolay Gerçekleşmez....
18 Haziran 2015
Sn.Bahçeli..! Aklını Başına Al ve İyi Düşün....
10 Haziran 2015
Sonuç: Nafile Koalisyon yada Erken Seçim...
31 Mayıs 2015
31 Mayıs, Gezi Parkı ve Siyaset
29 Mayıs 2015
CHP Seçimlerden 1 nci Parti Çıkabilir...Ancak..!
23 Mayıs 2015
CHP'nin Başarısı Bir Başka Partiye Bağlı Değildir.
15 Mayıs 2015
CHP İstanbul Son Hızla Çalışıyor
Haber Yazılımı