Yazı Detayı
01 Mart 2018 - Perşembe 09:51
 
Yaşadığımız Kente dair...
Bülent Akkılıç
bulentaakkilic@gmail.com
 
 

“SİYASET VE AHLAKI BİRBİRİNDEN AYIRANLAR İKİSİNDEN DE HİÇBİR ŞEY ANLAMAZLAR”

                                                                                              J.J.Rosseou

 

 

Kozmopolit bir ilçe olan Maltepe günden güne büyüyen, gelişen ve Avrupa’nın bir çokşehrinin her yönde önüne geçmeye aday bir ilçe olarak ön plana çıkmaktadır. 500.000’ne yaklaşan nüfusuyla İstanbul gibi bir dünya şehrinin de en önemli ilçelerinden biri olmaya adaydır.

 

Böyle önemli bir ilçenin sorumlulukları da yukarıda bahsettiğim potansiyelle doğru orantılıdır. Kent yönetimi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de etik değerler üzerinden şekillenmektedir. Özellikle 1980 sonrası, ülkemizde yozlaşan ve kent rantının kişisel ikballer uğruna kullanılmasına yol açan 12 Eylül Yasaları kendini 16 yıllık Akp iktidarı döneminde iyiden iyiye hirmiştir. Ne yazık ki Cumhuriyet tarihinin yetiştirdiği en önemli isimlerden biri olan Uğur Mumcu’nun kaleme aldığı “tarikat siyaset ticaret” kitabında ele aldığı gerçekler parti ve yerel genel iktidar farkları gözetmeksizin son 30 yıllık yakın tarihimize bir şekilde damga vurmuştur.

 

 İşte burada karşımıza önemli bir soru çıkıyor; benim ve kuşağımın doğup büyüdüğü, sokaklarında oyun oynadığı koşturduğu aşık olduğu, üzüldüğü, sevindiği, hayatını idame ettirmeye devam ettiği ve edeceği metropol ilçe Maltepe’yi olduğu gibi mi seveceğiz yoksa neoliberal popülist dünya düzeninin olmasını istediği gibi mi seveceğiz? Bunun cevabı aslında çok basit. Biz Maltepe’yi öz değerleri ve kaynaklarıyla daha da yaşanabilir kent haline getirmeye çalışarak bir anlamda başarıyı varolan değerlerini de sıkı sıkı koruyarak bu yozlaşma kültürü ve düzeninin önüne geçmeliyiz.

 

Bütün bunlar kent rantı olmadan ve halktan aldığını yine halk için kullanmaya kendini adayarak gerçekleşebilir. Üzülerek ifade ediyorum ki kent rantı mutlu, küçük bir azınlık oluşturmakta diğerleri ise bu azınlığın geleceği için tahakküm altında kalmaktadır. Küçük hizipler yaratarak bu düzenden yararlanmak ahlak ve siyasetin birbirinden ayrılmaz birer parça olduğunu şiar edinenler için ciddi endişe yaratmaktadır. Başlıkta sözünü alıntılayarak kullandığım büyük düşünür ve siyaset adamı, Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün örnek aldığı ve birçok konuda esinlendiği J.J. Rousseu’nun Toplum Sözleşmesi adlı kitabı bu anlamda bize yol göstericidir.

 

 “Benden olsun da ne olursa olsun” tarzında bir partizanlık anlayışı ne yazık ki ülkemize kök salmıştır. Bu anlayış İttihat ve Terakki iktidarından bu yana bu topraklarda ciddi anlamda boy göstermektedir.  İttihat ve Terakki döneminde subay ve aydın ağırlıklı kadroların çokluğu bu anlayışın sıkıntılarını yaşatmamışsa da Milli Mücadelenin kurtuluşa, bağımsızlığa ve Fikir devrimine inanmış Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarının sonrasında ne yazık ki özellikle Demokrat Parti, Milliyetçi Cephe, ANAP ve AKP iktidarları döneminde Cumhuriyet rejimimize bir hastalık biçiminde yayılmış ve ülke olarak gelişmemizin önüne ciddi bir engel oluşturmuştur. Yukarıda bahsedilen kent rantına dair düzenin ana unsurlarından birini de bu ‘partizancı’ anlayış oluşturmaktadır.

 

Tüm bunlardan yola çıkarak yaşadığımız kenti önemseyen, geleceğine dair güzel hayaller kuran, yeşil alanı bol, kentte uzak yerlerde ve denizden uzaklaşmamıza yol açan dolgu alanlarında oluşturulan kent parklarında değil şehrin yaşadığı yerlere yakın noktalarda kent parklarının çoğaldığı insanların şehrin karmaşasından bir nebze uzaklaşarak nefes alabildiği alanlar yaratılması çağdaş ve insan odaklı bir anlayışın tezahürü olacaktır.

 

Bizlerin bütün bu açıklamalar ışığında titreyip kendimize gelmemiz tüm yerel unsurların olduğu gibi bizlerin dezorunluluğudur. Buna uygun davranmalı ve küçük iktidarlar ve güç odakları uğruna ideallerimizden ödün vermemeliyiz.

 
Etiketler: Yaşadığımız, Kente, dair...,
Yorumlar
Haber Yazılımı